YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9174
KARAR NO : 2010/13807
KARAR TARİHİ : 06.12.2010
Mahkemesi :Asliye HukukMahkemesi
Tarih :25.06.2009
Nosu : 157/172
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince her ne kadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de miktar itibariyle bu istemin reddi ile incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, dava dışı borçlu … aleyhinde 475 TL’lik bonoya dayalı olarak 12.11.1998 tarihinde icra takibi yaparak alacaklarını icra yolu ile 29.01.1999 tarihinde tahsil ettiklerini, ancak icrada ödeme yapan borçlunun 25.03.2003 tarihinde Çorlu 1.Asliye Hukuk Mahkemesinde istirdat davası açtığını, açılan davaya bakmakla görevli olan davalı hakim …’ın davacı itirazları doğrultusunda zaman aşımı dolduğundan İİK’nun 72/7. maddesine göre red etmesi gerekirken red etmeyerek davayı kabul ettiğini, kesinlik sınırı içinde karar verilmesi nedeniyle icra yolu ile tahsil ettikleri parayı borçluya geri verdiklerini, kararın İİK’nun 72/7.maddesine aykırı olması nedeniyle Adalet Bakanlığına müracaat ederek kararın yazılı emir yolu ile bozulmasını istediklerini, talebin kabul edildiğini ve kararın Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 15.12.2006 tarih 10420/12115 sayılı ilamı ile bozulduğunu ve hukuka aykırılığın tespit edildiğini, istirdat davasını zamanaşımı nedeniyle red etmeyerek kendilerini zarara uğratan hakimin meydana gelen zarardan HUMK’nun 573/2.maddesine göre sorumlu olduğunu iddia ederek 1536 TL maddi, 2000 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında, HUMK’nun 573/2.maddesindeki koşulların oluşmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı hakim tarafından verilen ve kesinlik sınırı içinde kalan kararın yazılı emir yolu ile bozulduğu ve İİK’nun 72/7.maddesine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Hakimler verdikleri kararlardan dolayı kural olarak sorumlu değildir. Fakat hakimlerin kasıtla veya ağır ihmal ile kanuna aykırı karar vermiş oldukları bazı önemli hallerde hakimlerin mali(hukuki) sorumluluğu kabul edilmiştir.
Somut olayda, davacı yanca icra takibine konu edilen bononun borçlusunca Cumhuriyet Savcılığına bonoda tahrifat olduğu iddiasıyla şikayette bulunulmuş, bu şikayet üzerine … Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada takibe konu 475 TL bedelli bononun 400 TL kısmının tahrif edilerek bonoya eklendiği belirlenmiş, ancak tahrifatı alacaklılarının yaptığının tespit edilemediği gerekçesiyle … hakkında beraat kararı verilmiştir.
Borçlu, Ağır Ceza Mahkemesinde alınan ve tahrifatı belirleyen 23.5.2000 tarihli Adli Tıp Kurumu Başkanlığı raporunu esas alarak davacı aleyhine 2003/436 esas sayılı istirdat davasını açmıştır. Açılan davayı gören davalı Hakim … itiraz edilen ödemenin, tahrif yolu ile elde edilen meblağa yönelik olduğu düşünülerek ve cezai sorumluluğa ilişkin zamanaşımı düşüncesiyle İİK’nun 72/7.maddesi uygulanmamıştır. Bu husus yorum ve hakimin takdir hakkı çerçevesindedir.
Bu durumda davalı hakimin yargılama sırasında kastı veya ağır kusurundan bahsedilemeyeceğinden mahkemece, davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.