Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/9917 E. 2011/3356 K. 16.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9917
KARAR NO : 2011/3356
KARAR TARİHİ : 16.03.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı, davalı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. ile davalı vek.Av….’un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-

Davacı vekili müvekkilinin davacının ürettiği kumaşları doğrudan ya da davacının yan kuruluşlarından satın aldığını ve tekstil ürünü haline getirerek sattığını, ne var ki alıcıların maldaki ayıp nedeniyle bedeli ödemekten kaçındıklarını; durumun davalıya bildirilmesinden sonra davalı şirket yetkililerinin müvekkilini oyaladığını, yaptırılan tesbitte mallardaki ayıbın boyama, üretim ve işçilikten kaynaklanan gizli ayıp olduğunun anlaşıldığını ileri sürerek şimdilik sadece kumaş bedeli olmak üzere 78.132,26 USD, 245.751,38 EUR ve 134.198,59 TRL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili TTK.m.25/4’teki sürelerin geçtiğini, ürettikleri malların ayıpsız olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve alınan bilirkişi kurulu raporlarına göre davacı yanın satın aldığı kumaşların davalı tarafından üretildiğinin tartışmasız olduğu, kumaşlardaki hatanın üretimden kaynaklandığı ve üreticinin sorumluluğunun BK.m.41’e göre belirleneceği; satımın toptan olması nedeniyle ayıbın teslim sırasında anlaşılmasının mümkün olmayacağı ve gizli ayıp niteliğinde bulunması nedeniyle zamanaşımı savunmasına itibar edilemeyeceği gerekçesiyle 2.272,83 USD’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi (3095 s.Y. m.4/a) ile ödeme günündeki TCMB Efektif Satış kurundan TL olarak tahsiline karar verilmiş; hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece yargılama aşamasında birden çok rapor alınmış, delil tesbiti mahiyetindeki rapor da celbedilmiştir. Raporların tamamı farklı uzmanlık sahalarındaki kişilerce düzenlenmiş ve farklı sonuçlara ulaşılmıştır. Bu durumda mahkemece konusunda uzman bir bilirkişi heyeti oluşturularak, davacının davalıdan doğrudan aldığı ya da davalının ürettiği konusunda ihtilaf bulunmayan örnekler üzerinde gerekli incelemeyi içeren ve önceki raporlar arasındaki çelişkiyi de bilimsel esaslara dayalı olarak gideren bir rapor aldırması gerekir. Raporda ayıbın üretimden ya da ambalajlama ve taşımadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, buna ilişkin sorumluluğun kime ait olduğu ve varsa ayıbın Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK.) 25 inci maddesi anlamında ayıbın niteliği saptanmalıdır. Bu çelişki ve eksiklik giderilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
2- Tacirler arasındaki satımlarda ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanabilmek için TTK.m.25/3’te gösterilen süre ve yönteme uyulmalıdır. Ticari satımlar zaten genellikle toptan, bir diğer ifade ile büyük miktar ve hacimlerle ifade edilen satımlar olup, yerel mahkemenin satımın toptan olması nedeniyle ayıbın teslim sırasında anlaşılmasının mümkün olmadığı yönündeki gerekçesi yasaya uygun düşmemiştir. Alıcı açık ayıpları iki gün içinde ihbar etmeli, açık ayıp yoksa aldığı malı sekiz gün içinde muayene etmeli ya da ettirmeli ve ayıbın tesbiti halinde ihbarı da bu süre içinde yapmalıdır. Muayeneye rağmen fark edilemeyen ayıplar gizli ayıp sayılır ki, bunların da öğrenilir öğrenilmez derhal ihbarı gerekir. Yukarıdaki bentte gösterilen usulle yapılacak inceleme sonucunda ayıbın türü belirlendikten sonra, muayene ve ihbar külfetinin ne şekilde yerine getirildiği saptanmalıdır. İğfal gizli ayıbın satıcı tarafından bilerek saklanması suretiyle alıcının aldatılmasıdır. Hak düşürücü sürelerin dikkate alınmaması ancak bu halde mümkündür. Sadece gizli ayıptan söz edilerek sürelere riayetin aranmaması da kabul şekli itibariyle doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 sayılı bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, vekilleri Yargıtay duruşmasında hazır bulunan taraflar yararına hükmolunan 825,-TL vekâlet ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine, 16.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.