Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/10592 E. 2011/14397 K. 22.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10592
KARAR NO : 2011/14397
KARAR TARİHİ : 22.11.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 07.12.2009
No : 2008/245-2009/707

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı şirket hakkında daha önce açtıkları ve lehlerine sonuçlanarak kesinleşen davalarında faiz alacağı için fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını, kesinleşen İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2002/334 Esas sayılı dosyasında dava tarihi 20.02.2002 ile ıslah tarihi 25.10.2005 arası işlemesi gereken faiz alacağına hükmedilmediğini ileri sürerek bu dönem faizin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının taraf ehliyeti olmadığını, kesinleşen dosyada davacının faiz talep etmediği gibi, faiz talep etme hakkını saklı tutmadığını, müvekkilinin daha önce temerrüdünün söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; kesinleşen Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası, bilirkişi raporu karşısında fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılan ilk davada ıslah tarihinden itibaren anaparaya faiz yürütülmesine karar verildiğinden, davacının dava tarihi ile ıslah tarihi arası faiz talep hakkının BK’nun 113/2 gereği mevcut olduğu gerekçesiyle, 3.724.193,24 TL. faiz alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Bu davanın açılmasına dayanak teşkil eden İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 31.10.2005 karar tarihli 2002/334 Esas, 2005/873 Karar sayılı kararının gerekçesinde “Taraflar tacir olduklarından ilişkilerinde faiz esas olup, önceden kararlaştırılmasa bile faiz istenebilir. Bir alacağa faiz istenebilmesi için ödeneceği tarihin net olarak belli olması veya belli değilse alacaklı tarafından çekilecek bir ihtar veya ihbar ile borçlunun temerrüde düşürülmesi veya icra takibine başvurulması gerekir. Dosyamızda davalının temerrüdüne dair bir belge ve iddia yoktur. Davacı açtığı ilk davasında 1.000 YTL’lik kısmı dava etmiş olup, faiz isteminde bulunmamıştır. 25.10.2005 tarihli ıslah dilekçesinde ise talebin tamamı için dava tarihinden itibaren avans faizi isteminde bulunmuştur. Mahkememizce ıslah tarihi itibariyle avans faizine hükmetmek gerekmiştir. Bu nedenden dolayı davacı dilerse dava tarihi ile ıslah tarihi arasında ilk açtığı davadaki 1.000 YTL’nin faizini talep etmek için dava açmakta serbesttir….”denilerek davacı alacağına ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülerek karar verilmiştir. Bu hükmü davacı temyiz etmemiş ve Yargıtay onamasından geçerek kesinleşmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda anılan dava dosyası ve belirtilen mahkeme gerekçesindeki gibi mahkemece dava dilekçesinde talep edilen 1000 YTL için faize hükmedilmediği ıslah tarihinden itibaren talebin tamamına faiz yürütüldüğü ve davacının bu kararı ve gerekçesini de temyiz etmemiş olduğu hususları birlikte değerlendirilerek, davacının ancak 20.02.2002 tarihli ilk dava dilekçesinde talep ettiği 1.000 YTL’ye o dosyadaki ıslah tarihi olan 25.10.2005 tarihine kadar faiz isteyebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.