YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14161
KARAR NO : 2011/14499
KARAR TARİHİ : 23.11.2011
Davacı … ile davalı … arasında görülen dava hakkında Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinden verilen 01.06.2010 gün ve 683-490 sayılı hükme yönelik temyiz isteminin süre yönünden reddine ilişkin Dairemizin 15.06.2011 gün ve 14186-8059 sayılı ilamına karşı davalı vekilince süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalıdan satın alınan jeneratör karşılığında çek verildiğini, ancak jeneratörün 2-3 gün içinde teslim edilmesi gerekirken aradan 3 ay geçmiş olmasına rağmen jeneratörleri teslim etmediğini, çekin bedelsiz kaldığını, keşide edilen ihtarnameye rağmen çekin ödenmediğini belirterek, çekten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin malı hazır etmesine ragmen davacının jeneratörün yerini hazır etmemesi nedeniyle teslimin gerçekleşmediğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, jeneratörün teslim süresinin 2-3 gün olarak kararlaştırılmış olmasına rağmen 3 ay içinde teslim edilmediği, davacının keşide ettiği ihtarname ile sözleşmeden dönme yetkisini kullandığı, çekin bedelsiz kaldığı belirtilerek, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süre yönünden reddine dair Dairemizin kararına karşı davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davanın kabulüne dair hükmün davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 5.6.2011 günlü kararı ile temyiz isteminin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle reddine dair kararına karşı davalı vekilinin temyiz isteminin süresinde olduğunu bildirerek yaptığı karar düzeltme istemi hakkındaki inceleme sonucu;
1-Davalının kendisini vekille temsil ettirmiş olmasından dolayı mahkeme kararının vekile tebliği gerekirken, davalı … Elektronik San. Tic. Ltd. Şti’ne tebliğ edilmiş olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin kararı öğrendiğini bildirdiği gün itibarıyla hükmün tebliğ edilmiş ve temyiz isteminin süresinde yapılmış sayılacağının kabulü gerekmekte olup, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin temyiz isteminin reddine dair 15.6.2011 tarih, 2010/14186 E, 2011/8059 K sayılı kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davalı şirketin kendisini usulüne uygun şekilde temsil ettirdiği ve vekili tarafından da cevap dilekçesi ile delillerini bildirir dilekçe verildiği, hükmün tefhim edildiği 6.4.2010 tarihli oturuma da davalı vekilinin katıldığı dosya içeriğinden anlaşılmakta olup; gerekçeli kararda ise “… davalıya tebligat yapılmış, ancak davalı taraf dosyaya herhangi bir beyan ve cevap dilekçesi sunmamıştır.” şeklinde bir ifadeye yer verilmiştir. Bu durumda davalı vekilinin yukarıda bahsedilen cevap dilekçesi ve delil listesi ile karar oturumundaki savunmasının kararda göz ardı edildiğinin kabulü gerekir.
Anayasanın 141,III hükmüne göre, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388’inci maddesinde de mahkeme kararının içeriğinde bulunması gereken öğeler açıklanmıştır. Bu maddenin III. bendi uyarınca, “İki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep” karar içeriğinde yer almalıdır. Bu hükme paralel şekilde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun m.297,I/c hükmüne göre de “Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” gerekçeli kararın içermesi gerekir.
Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür. Anılan bu Anayasal ve yasal zorunluluklara rağmen, mahkemece verilen kararda davalı vekilinin yukarıda bahsedilen cevap dilekçesi ve delil listesi ile karar oturumundaki savunmasının yok sayılması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 15.6.2011 gün ve 2010/14186 E, 2011/8059 K sayılı temyiz isteminin süreden reddine dair kararının kaldırılmasına, (2) numaralı bentte gösterilen nedenle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.