YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2393
KARAR NO : 2011/4488
KARAR TARİHİ : 06.04.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki ihtiyati haciz talebinin incelenmesi sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı talebin reddine yönelik olarak verilen kararın süresi içinde ihtiyati haciz isteyen vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İhtiyati haciz isteyen vekili, iki adet fatura konusu malların davalıya teslim edilmesine rağmen borcun ödenmediğini, çekilen ihtara karşı cevabi ihtarnamede malın teslim edildiğinin ve borcun ikrar edildiğini belirterek ihtiyati haciz istemine bulunmuştur.
Mahkemece, somut olayda ihtiyati haciz isteyenin vadesi gelmiş bir alacağın bulunmadığı, alacağın varlığı ve miktarının yargılamayla tespit edileceği belirtilerek talebin reddine karar verilmiş, hüküm ihtiyati haciz isteyen vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda ihtiyati haciz isteyen vekilinin faturaya dayalı alacağın ödenmesine ilişkin ihtarına karşılık borçlu vekili tarafından keşide edilen cevabi ihtarda; 20.000. USD kapora ödenmesine rağmen tahsilat makbuzu gönderilmediği, malların gecikmeli olarak teslim edildiği, faturaya dayalı bakiye borcun ticari örf ve adetin gerektirdiği makul süre içinde muhatap şirkete ödeneceği belirtilmiştir.
İcra ve İflâs Kanunu’nun 258,I hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin “alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması” yeterlidir. Mahkemenin “alacağın varlığına kanaat getirmesinden” anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. Öte yandan, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için “alacağın yargılamayı gerektirmemesi” şeklinde bir koşul da kanunda öngörülmemiştir. Aksine, ihtiyati hacze konu her alacağın, kural olarak İİK’nın 264’üncü maddesi kapsamında itirazın kaldırılmasına veya itirazın iptali davasına ya da açılacak bir menfi tespit veya istirdat davasına konu olması kanunda öngörülen bir olasılıktır. Muacceliyet ise, öz olarak alacaklının alacağını talep etme yetkisini ifade etmekte olup, kural olarak her borç doğduğu anda muacceldir (BK,m.74 vd.). Mahkemece bu hukukî esaslar dikkate alınmadan borcun vadesinin gelmediği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 6.4.2011 günü oybirliği ile karar verildi.