Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/4353 E. 2011/14424 K. 22.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4353
KARAR NO : 2011/14424
KARAR TARİHİ : 22.11.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih : 23.12.2010

Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan faizi ile para almak zorunda kaldığını, bunun için 181milyar TL toplam bedelli müşteri çeklerini davalılara teslim ettiğini davalıların ayrıca çeklerin karşılıksız çıkmaları ihtimaline binaen 150 milyar TL’lik bono aldığını, bu bononun icra takibine konu edildiği gibi çek bedellerinin de tahsil edildiğini, ayrıca müvekkilinin davalılardan yalnızca 26 milyar TL aldığını, davalıların ceza mahkemesinde yargılandığını ve tefecilik suçundan mahkum olduğunu, müvekkilinin 181 milyar TL’lik çeke karşılık 26 milyar TL aldığı için 155 milyar TL davalılardan alacağı bulunduğunu ileri sürerek şimdilik 80.000 YTL’nin Eylül 2004 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili davacıya değil, davacının oğlu …’a borç para verildiğini, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığını davacının oğlunun peyder pey verdiği çeklerin 137.000 TL’lik kısmının tahsil edilemediğini, oğlunun borcunu ödememesi nedeniyle davacının devreye girerek 150.000 TL’lik senet verildiğini ve bu senede dayalı olarak icra takibine girişildiğini, ancak davacı tarafın bu senedi dava konusu yapmadığını, davacının şehirdeki evi ile bağ evine haciz uygulandığını, davacının iddialarını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, tefecilik iddiası ile davanın kanıtlanamayacağını savunarak red kararı verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde, davacının faizle para aldığını kabul ettiği, serbest iradesi ile davalılara kambiyo senedi verdiği, taraflar suç teşkil eden bir anlaşma yaptığı için Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/441 Esas sayılı dosyasında “tefecilik” suçundan davalıların mahkum olduğunu, çek, bono ve poliçe gibi kredi aracı olmayıp ödeme aracı olan bir kambiyo senedi olması nedeniyle mücerret bir alacağı ihtiva ettiği, başka bir ifade ile asıl borç ilişkisinden bağımsız bir varlığa sahip bulunduğu, bu nedenle keşideci ile lehtar arasındaki iç ilişkinin çekin hukuki varlık ve niteliğini etkilemeyeceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalılar hakkında Kayseri 4.Asliye Ceza Mahkemesinde tefecilik suçundan açılan dava sonucunda davalıların mahkumiyetine karar verilmiştir. Her ne kadar verilen mahkumiyet kararı tefecilik suçuna ilişkin ise de anılan kararın gerekçesinde özetle “müdahilin esnaf olup ödeme güçlüğü içerisine düşmesi sebebi ile sanıklara kendisinde bulunan vadesi gelmemiş, 181.000TL bedelli çekleri vererek karşılığında 100.000 TL almayı kararlaştırdıkları, sanıkların 181.000 TL’lik çekleri almalarına rağmen ayrıca 150.000 TL bedelli teminat senedi de aldıkları, buna karşılık müştekiye 26.000 TL ödedikleri” şeklinde tespitlerde bulunulmuştur. Bu durumda mahkemece ceza mahkemesi kararının gerekçesindeki maddi vakıaya ilişkin bu tespitlerin BK’nun 53. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi suretiyle mevcut davaya etkisi üzerinde durulup tartışılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına peşin harcın istek halinde iadesine, 22.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.