YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5826
KARAR NO : 2012/2479
KARAR TARİHİ : 20.02.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirketten çeşitli tarih ve miktarlarda inşaat malzemesi satın aldığını ve bedelini ödediğinı, bu ticari ilişki için taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığını, müvekkili şirketin, davalı şirketin talebi üzerine teminat amaçlı olarak 05.03.2009 vade tarihli ve 50.000 TL. bedelli bir adet senedi davalı şirkete teslim ettiğini, bu bononun üzerine de “bedeli teminat içindir, ciro edilemez” kaydının yazıldığını, davalı şirketin ödeme vadesi alacağın ihbarsız muaccel hale gelmesi, vade farkı, temerrüt faizi gibi hiçbir konuda yazılı veya sözlü bir anlaşma olmadığı halde 31.01.2009 tarihli 45.540,65 TL. bedelli bir faturayı vade farkı açıklamasıyla düzenleyip müvekkili şirkete gönderdiğini ve vade farkı ödemesini istediğini belirterek müvekkilinin vade farkı veya 05.03.2009 ödeme tarihli 50.000 TL. bedelli bonodan dolayı davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin mail yoluyla internet ortamında yapıldığını, müvekkili firma yetkilisinin 21.11.2007 tarihli maille vadesi geçen ödemelerde 1 ay %3, 2 ay %5, 3ay %7 oranında vade farkı uygulanacağını belirttiğini, akabinde yapılan yazışmalardan görüleceği üzere taraflar arasında vade farkı uygulaması yönünde bir uyuşmazlığın bulunmadığını, vade farkı faturasının sözleşme uyarınca taraflar arasında kararlaştırdığı için kesildiğini, 50.000 TL. bedelli bononun da müvekkili firmanın uğrayacağı zararları temin için verildiğini ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları doğrultusunda, davalı şirket vekili tarafından dosyaya sunulan dilekçe ekindeki e-posta yazışmalarının incelenmesi neticesinde ödemelerin gecikmesi halinde vade farkı uygulanacağının bildirildiği, iş bu e-posta yazışmalarının davacı şirket yetkilisi tarafından davalı tarafa gönderildiğinin 28.05.2009 tarihli dilekçesinde inkar edilmediği, sadece taraflar arasında vade farkı uygulanacağına dair yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı gibi bu yazışmaların yazılı sözleşme niteliğinde kabul edilemeyeceğinin iddia edildiği, böylece davalı tarafça vade farkı uygulanacağının davacının bilgi ve kabulünde olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafça geciken ödemeler nedeni ile vade farkının davacıdan talep edilebileceğinin kabulü gerektiği, bilirkişilerce hesaplanan vade farkı miktarı, 50.000 TL’lik teminat senedinden daha fazla olduğundan senet teminat senedi olsa da tespit edilen borç miktarınca geçerliliğini koruyacağından, dava konusu senet nedeniyle davacının davasının yerinde olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 20.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.