YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/730
KARAR NO : 2011/12443
KARAR TARİHİ : 12.10.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalılardan …’in müvekkilinin yanında çalıştığı sırada müvekkilinin bankadan çekeceği kredinin teminatı olarak bankaya götürülüp teslim edilmek üzere 25.06.2006 vade tarihli 12.000 TL bedelli senedi davalıya ciro edip verdiğini, davalının senedi bankaya teslim etmek yerine icra takibine koyduğunu, daha sonra da icra takibinden kaynaklanan alacağını diğer davalı …’a 18.12.2008 tarihli temlikname ile devrettiğini ileri sürerek müvekkilinin davalılara senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davacının iddialarını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini, müvekkilinin davacıya kayısı satıp davaya konu senedi aldığını, müvekkilinin elinde davacı adına düzenlenmiş olan müstahsil makbuzları bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre, teminat olarak kredi çekmek üzere bankaya ibraz edilecek bir senedin ibraz edilmemesi olayının davacı şirket tarafından fark edilmemesinin mümkün olmadığı, davacının basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği, davacı şirketin kayısı alım satımı işi ile uğraştığı, senedin davalı …’e kayısı alım satımı ya da çalışmasına karşılık verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu gerekçesiyle davanın ve davalılardan Hüseyin Delibaş’ın % 40 tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, bonodan dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava konusu bononun ihdas nedeni bölümünde “nakden” kaydı bulunmasına rağmen davalı … vekili cevap dilekçesinde senedin müvekkilinin davacıya kayısı satması nedeniyle malen düzenlendiğini savunmuştur. Bu durumda somut olay bakımından ispat külfeti senedin ihdas nedenini talil eden davalı tarafta olduğu halde mahkemece ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.