Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/7411 E. 2012/1764 K. 08.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7411
KARAR NO : 2012/1764
KARAR TARİHİ : 08.02.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacı vekili, davalının keşideci müvekkilinin ciro yoluyla hamili bulunduğu kambiyo vasfını yitirmiş çeke yönelik takip başlatıldığını, davalı borçlunun itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek itirazın iptali, takibin devamı ve % 40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, takibe konu çekin süresinde bankaya ibraz edilmemesi sonucu zamanaşımına uğradığı TTK.nun 644.maddesinde öngörülen bir yıllık sürenin dolduğu ve davalı keşidecinin takibe yaptığı zamanaşımı itirazının geçerli olup, ayrıca davada zamanaşımı def’inde bulunmasına usul hukuku yönünden gerekli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı borçlu, aleyhindeki icra takibine takip konusu çekin süresinde bankaya ibraz edilmediği ve zamanaşımına uğradığı gerekçeleriyle itiraz etmiştir. İtiraz üzerine süresinde açılmış olan iş bu itirazın iptali davasında usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davalı, yargılamaya katılmadığı gibi davaya cevap da vermemiştir.
Davalının icra dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde sözü edilen zamanaşımı, takip konusu çekle ilgili altı aylık zamanaşımı süresine ilişkin olup, takip ya da dava zamanaşımı yönünden bir itiraz bulunmadığı, itiraz dilekçesi içeriğinden anlaşılmaktadır. Çekin süresinde bankaya ibraz edilmemesi ve altı aylık çek zamanaşımı süresi içinde takibe konu edilmemesi, kambiyo hukukundan kaynaklanan hakların yitirilmesine yol açarsa da, böyle bir çeke dayanılarak takip yapılması ya da dava açılmasına engel olmaz. Taraflar arasında akdi ilişki bulunması halinde süresinde bankaya ibraz edilmeyen ya da zamanaşımına uğramış çeke dayanan alacaklı bu çekin yazılı delil başlangıcı olarak kabulü gerektiğinden alacağını her türlü delille kanıtlama olanağına sahiptir. Taraflar arasında temel ilişki bulunmaması halindeyse hamilin keşideciye karşı TTK.nun 644.maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde alacak talebinde bulunması mümkündür.
Somut olayda TTK.nun 644.maddesi hükmüne dayanıldığı yerel mahkemenin de kabulündedir. Anılan yasa hükmüne göre açılacak davalarda zamanaşımı süresi bankaya ibraz edilmemiş çekler yönünden keşide tarihinden itibaren çekin zamanaşımı süresi olan altı aylık sürenin dolduğu tarihten itibaren bir yıldır.

Ancak, bilindiği gibi zamanaşımı itiraz olmayıp def’idir. Bu nedenle davalı yanca ileri sürülmedikçe mahkemece resen gözetilmesi mümkün değildir. Nitekim 818 sayılı B.K.nun 140.maddesinde zamanaşımı ileri sürülmedikçe hakimin zamanaşımını kendiliğinden nazara alamayacağı açıkça hükme bağlanmıştır.
Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; davalı yargılamaya katılmamakla davayı inkar etmiş sayılır. Gerek takip gerekse davada teknik anlamda zamanaşımı savunması ileri sürülmemiştir. İtiraz dilekçesinde sözü edilen zamanaşımı, kambiyo hukukundan kaynaklanan hakların yitirilmesi sonucunu doğuran çeke ilişkin 6 aylık zamanaşımıyla ilgilidir. Bu durumda mahkemece işin esasına girilerek deliller toplandıktan sonra hep birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.02.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

-Karşı Oy Yazısı-

İtirazın iptali davasına konu icra takibinin dayanağı olan çek, 28.02.2009 keşide tarihli olup TTK’nun 708.maddesinde belirtilen süre içinde muhtaba ibraz edilmemiştir.
İcra takibi 17.12.2010 tarihinde başlamış, takip borçlusu olan keşideci davalı 22.12.2010 tarihinde vekili vasıtasıyla icra dosyasındaki itirazında, “takip konusu çek süresinde bankaya ibraz edilmemiş ve zamanaşımına uğramıştır. Bu nedenle takibin tamamına itiraz ediyoruz” demiştir.
TTK’nun 730.maddesi dikkate alındığında aynı Kanunun 644.maddesindeki sebepsiz zenginleşme hükümleri geçerli ise de, dava konusu çekte davacı ciro yolu ile hamil, davalı ise keşidecidir. Zamanında bankaya ibraz edilmeyen çek nedeniyle hamilin TTK’nun 644.maddesine göre başvuru imkanında ise çekin zamanaşımına uğradığı açıktır.
Burada tartışmalı olan ilamsız icra takibine zamanaşımı nedeniyle itirazda bulunan kişinin açılan itirazın iptali davasında zamanaşımı def ‘in de bulunmasının zorunlu olup olmadığıdır. Çoğunluk itirazın iptali davasına süresinde cevap vermeyen davalının takibe itirazında bildirdiği zamanaşımı def ‘i nin dinlenemeyeceği görüşündedir.
Somut olayda davalı, icra dosyasında açıkça çekin süresinde bankaya ibraz edilmediğini ve zamanaşımına uğradığını belirterek takibin tamamına itiraz etmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde, borçlu davalının icra takibindeki itirazında takip konusu çekin süresinde bankaya ibraz edilmediğini ve zamanaşımına uğradığını iddia ettiğini ve bunun yerinde olmadığını, davalının başka bir itirazının da olmadığını belirterek itirazın iptalini talep etmiştir.
Davacı tarafından açılan itirazın iptali davasının temeli, takibe konu çekin zamanaşımına uğrayıp uğramadığına dayanmaktadır.
Borçlu davalının, dava sırasında söz konusu itirazının aksi yönünde bir beyanının olup olmadığına bakılmalıdır ki, somut olayda davalı borçlu davaya cevap vermemiş,ve dolayısıyla zamanaşımı itirazını sürdürdüğünü ve davanın reddini istediğini ortaya koymuştur. İtirazın iptali davası çekin zamanaşımına uğradığı itirazının yerinde olmadığına ilişkin bulunduğuna göre, artık bu, def ‘i olmaktan çıkmış çözümü gereken dava niteliğini almıştır. Bu halde, ayrıca zamanaşımı def ‘ini aramak somut olayın özelliğine uygun düşmeyecektir. Kaldı ki, bu durumda ayrıca davalının zamanaşımı def ‘inde bulunması gereklidir görüşü; HMK’nun 30.maddesinde düzenlenen usul ekonomisine, davanın konusuna ve somut olayın özelliklerine uygun düşmeyecektir.
Açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun bulunan mahkemenin, davanın reddine dair hükmünün onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyoruz.