Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/7690 E. 2012/1745 K. 08.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7690
KARAR NO : 2012/1745
KARAR TARİHİ : 08.02.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin imzası bulunan iki adet boş senedi sonradan dolduran davalının müvekkili aleyhine 10.09.2007 vade tarihli 1300 TL bedelli, 02.01.2008 tarihli 2.797 TL bedelli bonolara dayalı olarak icra takibi yaptığını, bonolarda davalının alacaklı davacının borçlu olarak gözüktüğünü ancak müvekkilinin bonolara karşılık davalıdan nakit para ya da mal almadığını ileri sürerek icra takibinden dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının senetlerdeki imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiğini, açığa imzalı senetlerin sonradan doldurulduğunu ileri süren davacının bu iddiasını yazılı delille ispatlamak zorunda olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacının 10.06.2006 tarihli duruşmada kızı adına çamaşır makinesi alıp karşılığında imzalı boş senetler verdiğini belirttiği, davacının davaya konu bonolardaki imzalarını inkar etmediği, imzalı boş olarak verilen senetlerin anlaşmaya aykırı olarak sonradan doldurulduğunu ispatlayacak yazılı belge ibraz edemediği, senetlerin vade tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği, davalının senetlerin bedeli dışında işlemiş faiz borcunun 1.326,40 TL olduğu gerekçesiyle davacının … 23. İcra Müdürlüğü’nün 2009/3162 sayılı icra takip dosyasından dolayı davalıya, 7,70 TL işlemiş faiz borcu bulunmadığının tespitine,davacının fazlaya ilişkin talebinin ve tarafların tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-5219 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunun (HUMK) 427.maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 5236 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle HUMK’a eklenen Ek-Madde 4’te öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2010 yılı için 1.430 TL’dir.
Temyize konu edilen miktarın 7,70 TL olması nedeniyle 04.11.2010 tarihli karar davalı yönünden kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün ¾ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktar yönünden reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz istemine gelince;
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin mahkeme hükmünün davalı yönünden kesin olması nedeniyle reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 08.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.