Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/1033 E. 2012/2329 K. 16.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1033
KARAR NO : 2012/2329
KARAR TARİHİ : 16.02.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkilinin, dava dışı … … Pres. petr. Ürn. AŞ’nin %50 hisse ortağı ve yetkili müdürü olarak 2006 yılında davalı bankanın Şanlıurfa Şubesinden şirket adına 400.000 TL.tutarlı genel kredi taahhütnamesi imzaladığını ve ayrıca şahsi kefalet altına girdiğini, müvekkilinin şirket ortağı ve yetkili müdür olduğu sürece davalı bankadan ticari kredi kullanıp, düzenli olarak da bu kredilerin ödemelerini yaptığını, müvekkilinin 08.08.2007 tarihinde şirketteki hissesinin tamamını sattığını ve şirket yönetim kurulu başkanının değiştiğini, bu tarih itibariyle şirketin davalı bankaya herhangi bir borcu bulunmadığını, bundan sonra şirketin, davalı banka ile yeni bir genel kredi taahhütnamesi imzalayıp kredi kullandığını, bu kredinin geri dönüşümünün olmaması nedeniyle müvekkilinden müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla 220.157,24 TL’nin ihtarname ile talep edildiğini, müvekkilinin önceki şahsi kefaletinin yeni sözleşme ile sona erdiğini, bu nedenle davalı bankanın alacak talebinin yerinde olmadığını iddia ederek müvekkilinin şahsi kefaleti sona erdiğinden davalı bankaya 220.157,24 TL. borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının, süresiz olarak tanzim edilen kredi sözleşmesinde müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile taahhütnameleri imzaladığını, kefalet limitleri gereğince borcun tamamından sorumlu olduğunu, davacının imzalamış olduğu genel Kredi sözleşmesinde kefaletten kurtulma hakkından peşinen feragat ettiğini, davacının sorumluluğunun şahsi kefaletten kaynaklandığını, davacının şirketten ayrılmış olmasının kefilliğini sona erdirmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının Genel Kredi Taahhütnamesi gereğince, dava dışı firmanın kullandığı ve kullanacağı kredilere kefil olduğu, 09.10.2006 tarih ve 400.000,00 TL. bedelli Genel Kredi Taahhütnamesinin 40. maddesine göre de taahhütnamenin, daha önce imzalanmış ve bundan sonra imzalanacak kredi sözleşmelerini de kapsadığı, yeni kredi sözleşmesinin imzalanmasının davacı kefilin imzalamış olduğu önceki sözleşmeyi geçersiz hale getirmeyeceği, davacı kefilin doğmuş ve doğacak borçlara kefil olduğu, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarıyla sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Genel Kredi Sözleşmesindeki şahsi kefaletin sona erdiği iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı Genel Kredi Taahhütnamesi hükmü gereği doğmuş ve doğacak borçlara kefil olduğundan davanın reddine karar verilmiştir. Oysa dava konusu kredinin, davacının imzalamadığı 15.09.2007 tarihli kredi sözleşmesine dayanılarak kullandırıldığı davalı bankanın cevabi yazısından anlaşılmıştır. Davacı, imzalamadığı bir sözleşme nedeniyle kullandırılan krediden dolayı kefil olarak sorumlu tutulamaz. İmzası bulunan sözleşmedeki hüküm, o sözleşme gereğince kullandırılacak kredilerle ilgili bir hüküm olup somut olayda davacının sorumluluğunu gerektirmez. Mahkemece somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.