Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/11346 E. 2012/16125 K. 07.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11346
KARAR NO : 2012/16125
KARAR TARİHİ : 07.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin komisyonculuk yapan davalıdan satın aldığı araç karşılığında icra takibine konu 1.000,00 TL’si peşin ödenen 25.000,00 TL. bedelli bononun verildiğini, aracın resmi satışı gerçekleşmediğinden müvekkilince araç davalıya teslim edildiği halde araç bedeli olarak verilen bono ile 1.000,00 TL’nin ödenmediğini ileri sürerek söz konusu senet nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline, %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkiline 8.000,00 TL. borçlu olduğunu, davacının iddialarını yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre; dosya kapsamında yer alan Boyabat Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2011/517 sayılı soruşturma dosyasındaki beyanlardan da anlaşıldığı üzere senedin vadesi geldiğinde davacının davalıya aracın satımına ilişkin borcu ödemediği ve bunun üzerine araç devrinin resmi olarak yapılamadığı, bononun düzenlenme sebebini oluşturan aracın satımına ilişkin taraflar arasındaki harici anlaşma ile aracın davacıya devredilmesi ve senedin vadesi geldiğinde borcun davalıya ödenmediği görülmüş ise de, şekle tabi araç satımına ilişkin sözleşmenin yasal şekilde yani noterlikte düzenlenmemiş olması ile taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin olmadığı, bu durumda tarafların aldıklarını aynen iade etmekle yükümlü oldukları, TMK’nın 2. maddesi uyarınca herkesin borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, somut olayda davacının kendisine teslim edilen aracı olduğu şekilde iade ettiğinin yazılı delillerle ispatlanamadığı, gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalıdan satın alınan araç karşılığında verilen icra takibine konu bononun araç iade edilmesine rağmen takibe konulduğunu ileri sürerek bedelsiz kalan senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı Boyabat Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 11.04.2011 tarihli beyanında; senedin davacıya satılan araç bedeli olarak alındığını ancak aracın daha sonra iade edildiğini kabul etmiş, devamla davacının tamir masrafı ile aracın satış bedelinden doğan fark nedeniyle takip konusu 8.000 TL. kadar borçlu olduğunu, bu nedenle takibe konu bono bedeli 25.000,00 TL. üzerinden takip yapılmayıp alacaklı olduğu 8.000,00 TL. üzerinden takip yaptığını ileri sürmüştür. O halde, davalı taraf araçta meydana gelen hasar nedeniyle yapılan tamir masrafı ile aracın alım satımından doğan fark nedeniyle davacıdan alacaklı olduğunu ispat etmekle yükümlüdür. Zira, davalının anılan Savcılıkta alınan beyanı bağlantısız bileşik ikrar niteliğinde olup davalı taraf takip konusu bono karşılığında davacıya araç sattığını, aracın daha sonra iade edildiğini kabul etmekte ancak araçta meydana gelen hasardan doğan tamir bedeli ve aracın 3. şahsa daha düşük bir bedelle satılmış olması nedeniyle doğan farkı tazmin etmek için bonoyu icra takibine koyduğunu ifade etmek suretiyle yeni bir vakıa ileri sürmektedir. (Bkz. HGK’nun 09.06.2004 gün ve2004/4-362 2004/347 kararı). Bu durumda Mahkemece ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.