YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4939
KARAR NO : 2012/11608
KARAR TARİHİ : 11.07.2012
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasında distribütörlük sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin davalıdan 2004-2005 yıllarında satın aldığı malları Kazakistan ve Romanya’da pazarladığını, satıma konu plastik boru ve profillerin renk, yüzey, sertlik, kalınlık ve başka ürünlerle kaynak etme bakımından problemli çıktığını, ayıplı mallar nedeni ile yanlar arasında Romanya’daki problemin çözümüne yönelik olarak protokol yapıldığını ancak Kazakistan ile ilgili olarak çözüm olmadığını, ayıp ihbarının yazılı ve sözlü olarak davalıya defalarca yapıldığını, davalıdan satın alınan ürünlerin Kazakistan standartlarına uygun olmadığına dair Kazakistan Standartları Enstitüsünden belge alındığını, 24.05.2005, 01.06.2005 tarihli yazılar ile durumun davalı yana bildirildiğini, davalı tarafından 03.06.2005 tarihli cevabi yazıda bir kısım üründe problem olduğunun kabul edildiğini, müvekkilinin ayıp ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiğini, en son davalıya 29.03.2007 tarihli ihtarname keşide edildiğini, müvekkilinin ayıplı mallardan dolayı zarara uğradığını ileri sürerek, davalının ayıplı mal teslim etmesi nedeniyle uğranılan 543.502,75 Dolar karşılığı 637.691,00 TL nin dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekili şirketin ikâmetgahı Karşıyaka’da olup davanın yetkisiz mahkemede açıldığını belirterek davanın usulden reddine karar verilmesini istemiş, 27.11.2007 tarihli dilekçesinde, taraflar arasındaki en son mal sevkıyatının 03.08.2005 tarihinde gerçekleştiğini, müvekkiline usulüne uygun süresinde yapılmış ayıp ihbarının bulunmadığını, davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, satıma konu malların ayıplı olmadığını, müvekkiline ayıptan dolayı herhangi bir mal tesliminin yapılmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının alıcı, davalının satıcı olduğu, davalının ürettiği ürünlerin davacı tarafından Kazakistan’daki firmalara satımı ile ilgili olarak yanlar arasında anlaşma olduğu, malların ayıplı olduğuna ilişkin davacı tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunduğu, ancak davacının satın aldığı mallara ilişkin son fatura 03.08.2005 tarihli olup kural olarak bu tarihte malın davacıya gönderildiğinin kabulü gerektiği, davanın ise TTK’nun 25/3. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı cevap süresi içerisinde zamanaşımı def’inde bulunmamıştır. Zamanaşımı def’i ilk itirazlardan olmadığından cevap süresi içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu yoktur. Ancak cevap süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımı def’inin değerlendirilebilmesi için karşı tarafın savunmanın genişletildiği yolunda itirazda bulunmamış olması gerekir. Somut olayda davalının cevap süresinden sonra yaptığı zamanaşımı itirazına davacı karşı çıktığından zamanaşımı savunması dinlenmez. Mahkemece bu yön gözetilerek işin esasına girilip bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.07.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
Aslı gibidir.
KARŞI OY YAZISI
Dava, ayıplı mal satışından kaynaklanan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında distribütörlük ilişkisi bulunduğu, bu ilişki kapsamında 2002 yılından 2005 yılına kadar fiili ilişkinin devam ettiği, davalının en son 2005 yılında malı satıp telim ettiği konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davalı cevap süresi içerisinde yetki itirazında bulunmuş, esasa ilişkin itirazlarını ise bildirmemiştir. Yetki itirazı ilk itirazlardan olup, hadise şeklinde incelenir ve karara bağlanır. Yetki itirazının reddinden sonra davalı esasa ilişki itirazını ileri sürmüştür.
Davalı yetki itirazı reddedilmeden zamanaşımı itirazında bulunduğuna göre zamanaşımı itirazı süresindedir. Mahkemece zamanaşamı itirazının kabul edilmemesi isabetli olduğundan sayın çoğunluğun zamanaşımı itirazının kabulüne ilişkin bozma kararına katılamıyoruz.