Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2014/26153 E. 2016/7203 K. 14.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/26153
KARAR NO : 2016/7203
KARAR TARİHİ : 14.04.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yapılan duruşmaya toplanan delillere mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun oluşan kanaat ve takdirine göre diğer itirazlar yerinde görülmemiştir, ancak;
1- Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuklar hakkında 5395 sayılı Kanun’un 35/1. maddesi uyarınca sosyal inceleme raporu aldırılmadan, aynı Kanun’un 35/3. maddesine göre de sosyal inceleme yaptırılmamasının gerekçesi gösterilmeden yazılı biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması,
2- Suça sürüklenen çocukların, müştekinin sokakta park halinde olan motorsikletini çalmaları şeklindeki eylemlerinin TCK’nın 142/1-e, maddesinde düzenlenen suçun oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanun’un 141/1. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,
3- Müştekinin 21/05/2013 tarihli beyanında, suça sürüklenen çocukların ailelerinin zararını giderdiğini, zararının olmadığını beyan etmesi karşısında, müştekiden zararının ne zaman giderildiği sorularak sonucuna göre TCK’nın 168. maddesinin uygulanma koşullarının değerlendirilmesi gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulması,
4- 5271 sayılı CMK’nın 150/2. maddesi uyarınca, suça sürüklenen çocukların savunmak üzere bir avukatın görevlendirilmesi nedeniyle, zorunlu müdafii için ödenen avukatlık ücretinin, dosyadaki bilgilerden mali olanaklardan yoksun olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuklara, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı şekilde yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca yeni hüküm kurulurken bozma öncesi hükmolunan yaptırımın (cezanın) ve sonuçlarının ağırlaştırılamayacağı kuralının gözetilmesine, 14/04/2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Aşağıda sunduğum nedenlerle sayın çoğunluğun hırsızlık suçun nitelendirilmesine ilişkin bozma gerekçesine katılmıyorum.
Ayrıntılarını Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/04/2015 gün ve 2014/833 – 2015/98 sayılı kararında azınlık görüşü olarak ifade ettiğimiz üzere; motosikletler, motorlu araçlar, iş makineleri, traktörler aynı nitelikte eşya olup, çoğunlukla kapı ve kontak kilit sistemleri olduğundan kilitlenmek suretiyle koruma altına alınmakta, yine bir anahtar ile çalıştırılmak suretiyle bir yerden başka bir yere taşınmaktadırlar. Bu nedenle direksiyon veya kontak kilit sistemi bulunan motosikletlerin bu kilit sistemiyle kilitlenmek suretiyle, böyle bir kilit sistemi olmayanların ise tekerleğin dönmesini veya direksiyonun çalışmasını engelleyecek bir kilit ile kilitlenmek suretiyle, kolaylıkla taşınmasını engelleyecek şekilde kilitlenerek sokak ve açık alanlara park edilmiş olmaları halinde, bu motosikletlere yönelik hırsızlık eylemlerinin, (TCK.nun 142/2-d madde kapsamındaki eylemler hariç) suç tarihinde yürürlükte olan TCK.nın 142/1-b maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı; hiç bir şekilde kilit sistemi olmayan ve yukarıda izah edildiği gibi veya herhangi bir şekilde kilitlenmeden veya kontak anahtarı üzerinde olduğu halde açık alanda bırakılmış motosikletlere yönelik eylemlerinin ise, TCK.nın 141/1. maddesinde tanımlanan basit hırsızlık suçunu oluşturacağı düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun eylemin aynı Kanun’un 142/1-e maddesindeki suçu oluşturduğuna ilişkin düşüncesine katılmıyorum.
1- Öncelikle TCK.nın 142/1-b (1.cümle) maddesi motorlu araçlara ilişkin özel düzenleme içerdiği, motosikletlerin motorlu araçlardan ayrı tutulmasını gerektirecek açık bir düzenleme bulunmadığı gibi, motorlu araçlarla birlikte değerlendirilmesinin işin doğasına da uygun bulunduğu gözetilerek, motosikletlere yönelik hırsızlık eylemleri de anılan madde kapsamında değerlendirilmelidir. Bu şekilde aynı nitelik ve durumdaki eşyalara yönelik hırsızlık eylemlerinde çelişkili kararlar verilmesi de önlenmiş olacaktır.
2- TCK.nın 142/1-b maddesinin 1. cümlesi, suça konu eşyanın kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış olmasını suçun nitelikli hali olarak düzenlediği halde, bu madde görmemezlikten gelinerek, suçun konusunu oluşturan eşya (motosiklet), ister kilitli olsun ister ise kilitsiz olsun, aynı nitelikte kabul edilerek, başka bir maddeye (TCK.nın 142/1-e maddesi) göre aynı cezayı yaptırımı doğuracak şekilde nitelikli hal kabul edilmesi, adil olmadığı gibi kendi içerisinde çelişki de oluşturmaktadır. Şöyle ki, hiçbir tedbir alınmadan veya kontak anahtarı üzerinde sokağa bırakılmış bir motosikletin çalınması eylemi ile kontağı kilitlenmiş veya tekerleği gövdesine bağlanarak kısmende olsa koruma altına alınmış bir motosikletin çalınması eyleminin aynı nitelikte kabul edilmesi yasaya ve hakkaniyete uygun düşmediği kanaatindeyim.
3- Motorlu araçların kontak kilitleri gibi, motosikletlerin kontak kitlerininde aracı çalıştırmanın yanı sıra, hırsızlık eylemlerine karşı motosikleti koruma fonksiyonu vardır. Normal koşullarda ister araba olsun ister motosiklet olsun, kontak kilidi aracın üzerinden almak suretiyle hırsızlık eylemlerine karşı önlem alınmaktadır.
4- Bir eşyanın kilitlenmek suretiyle koruma altına alınmasındaki amaç, hırsızlık eylemlerine karşı engelleyici, caydırıcı tedbir olması veya suçun faili için risk oluşturmaktır. Yoksa bir eşyayı kilitlemek suretiyle koruma altına almış olmakla, artık bu eşya hiç bir şekilde çalınamaz demek değildir. Bu nedenle direksiyon kilidi olmayan veya tekerleğin dönmesini engelleyecek bir kilitle muhafazası sağlanmamış ya da kontak anahtarı üzerinde bırakılmış olması nedeniyle kolaylıkla çalıştırılıp taşınabilen bir motosiklete göre, basit bir direksiyon vaya kontak kilidi ya da tekerleğin dönmesini engelleyen bir kilit yasal anlamda koruma sağladığında tereddüt bulunmamaktadır.
5- Yasal anlamda bir kilitten bahsedebilmemiz için, kilidin bozuk olmaması ve elle çekildiğinde kolaylıkla açılacak kadar basit olmaması gerekli ve yeterlidir. Bu nedenle motosikletlerin kontak ve direksiyon kilitleri ile tekerleğinin dönmesinin engellemek için kullanılan kilitler yukarıdaki ifade ettiğimiz nitelikleri taşıması halinde yasal anlamda kilit olduğundan kuşku yoktur.
6- Motosikletin kontak veya direksiyon kilidiyle ya da tekerleğin dönmesini engelleyecek bir kilit sistemiyle kilitlenmesi halinde; kilide bir müdahale yapılmadan veya kilit sistemi devre dışı bırakılmadan, motosikletin sürüklenerek veya birkaç kişi tarafından kucaklanarak veya çekiciyle taşınarak çalınması durumda da eylem TCK.nın 142/1-b (1. cümle) kapsamında nitelikli hırsızlık suçunu oluşturacaktır. Çünkü anılan madde de, hırsızlık eylemini gerçekleştirme biçimine ilişkin bir düzenlemeye (TCK.nın 142/2-d maddesinde olduğu gibi) yer verilmemiştir. Kapıları kilitlenmek suretiyle sokağa park edilmiş bir otomobilin çekiciyle çalınması halinde, kilit sistemine bir müdahale olmadığı halde, eylem TCK.nın 142/1-b (1. cümle) tanımlanan suçu oluşturduğu gibi, aynı şekilde kilitli motosikletin kilit sistemine müdahalede bulunmadan çalınması biçimindeki eylemlerde aynı madde ve fıkra kapsamında nitelikli hırsızlık suçunu oluşturacaktır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayımızda sayın çoğunluğun eylemin TCK.nın 142/1-e maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğuna ilişkin görüşüne katılmıyorum.