YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14723
KARAR NO : 2021/14832
KARAR TARİHİ : 22.09.2021
Konut dokunulmazlığını ihlal etme ve nitelikli hırsızlık suçlarından şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Hopa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26/03/2020 tarihli ve 2016/2624 soruşturma, 2020/407 esas, 2020/394 sayılı iddianamenin iadesine dair Hopa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/06/2020 tarihli ve 2020/203 iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin 21/10/2020 tarihli ve 2020/286 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 01/04/2021 gün ve 20824-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/05/2021 gün ve 2021/47511 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 31/10/2016 tarihli ve 2016/15416 esas, 2016/16813 karar sayılı ilâmında, “… 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 170/2. maddesine göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı bir iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Aynı yasa maddesinin 3. fıkrasında ise iddianamede gösterilmesi ve bulunması gereken unsurlar sayılmıştır. Şüphelinin ifadesinin veya savunmasının alınmasında belirtilen madde açısından bir zorunluluk bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Hukukunun temel amacı olan maddi gerçeğe ulaşılmasıdır. İddianamede belirtilen suç vasfı değerlendirildiğinde, suçun takibinin şikayete bağlı olmadığı ve uzlaşma ile önödeme hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı, dosya kapsamında müşteki beyanlarını doğrular nitelikte iki tanığın ifadesine yer verildiği, bu kanıtların kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu tartışmasızdır. Şüphelinin ifadesi veya savunması dosya içerisindeki bu deliller karşısında suçun sübutuna mutlak etki eden bir kanıt niteliği de taşımamaktadır. Dolayısıyla şüphelinin ifadesinin alınmasında bu fıkra açısından da bir zorunluluk bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, şüphelinin ifadesinin alınmaması sebebiyle iddianamenin iadesine karar verildiği, bu hususun ikmali amacıyla yapıldığı anlaşılan iddianamenin iadesi ve bu karara yapılan itiraz üzerine verilen kabul kararı yerinde görülmekle, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir…” şeklinde açıklandığı üzere,
Hopa 2. Asliye Ceza Mahkemesince, şüphelinin ifadesinin alınmadığından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği gözetilerek, Hopa Sulh Ceza Hakimliğinin 05/04/2017 tarihli ve 2017/371 değişik iş sayılı kararı ile şüpheli hakkında ifadesi alınmak üzere yakalama kararı verildiği, Artvin İl Emniyet Müdürlüğünün 21/02/2020 tarihli ve E.2020021816150668396 sayılı yazısıyla şüpheli hakkında aktif arama kaydı bulunduğu, ancak yabancı ülke vatandaşı olduğundan yakalama kararının sınır kapısından giriş çıkış yapması halinde yerine getirilebileceğinin bildirildiği, faili meçhul diğer şüpheliler haklarında soruşturmanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedildiği anlaşılmakla, şüphelinin tüm aramalara rağmen bulunamadığı ve iddianamenin iade sebepleri arasında şüphelinin savunmasının alınmamış olmasının sayılmadığı cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
CMK’nın 174/1. maddesinde “Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren on beş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle … iddianamenin iadesine karar verileceği”, aynı Kanunun 174/3. maddesinde ise “ En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır.” düzenlemelerinin olduğu, Hopa Cumhuriyet Başsavcılığınca 26/03/2020 tarihinde şüpheli hakkında iddianame düzenlendiği, Hopa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/203 iddianame değerlendirme sayılı iddianamenin iadesi kararının ise 08/06/2020 tarihinde verildiği ve bu şekilde kanunda öngörülen iddianamenin iade süresinin dolduğu hususu da belirlenmiş olup, bu yönden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 22/09/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.