YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8613
KARAR NO : 2023/1929
KARAR TARİHİ : 11.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/375 E., 2016/102 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Soma Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.03.2015 tarihli ve 2015/520 Esas, 2015/518 İddianame numaralı iddianamesi ile sanık hakkında katılana yönelik hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h maddesi ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan 5237 sayılı Kanun’un 116/1. maddesi gereğince cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53/1. maddesi gereğince hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmesi istemiyle kamu davaları açılmıştır.
2.Soma 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.01.2016 tarihli ve 2015/375 Esas, 2016/102 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 62. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası, konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan aynı Kanun’un 116/1 ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53/1. maddesi uyarınca hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, hem psikolojik, hem de nörolojik olarak rahatsız olup, tedavi gördüğüne, mahkemenin bu hususu araştırmadığına ve sunmuş olduğu raporların dikkate alınmadığına, kendisi ile ailesinin ilgilendiğine, çoğu şeyi tek başına yapamadığına, kendisi ile ilgili araştırma yapılmadan verilen kararın hatalı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Katılan …’nin, olay günü evinin önünde bulunan bahçesinde çapa yaptığı sırada sanık …’i gördüğü, kendisiyle sohbet ettiği, sanık uzaklaştıktan sonra bu durumdan şüphelenerek kızı …’yi eve gidip bakması için gönderdiği, kızının koşarak geri gelip sanığın evden çıktığını ve evin kapısının açık olduğunu gördüğünü söylediği, bunun üzerine katılanın eve gidip baktığında 3.965,00 TL parasının çalınmış olduğunu farkederek sanık hakkında şikâyetçi olduğu, 19.01.2015 tarihli ekspertiz raporu ile olay yerinden sanığa ait parmak izinin tespit edildiği, sanığın da atılı suçu ikrar ettiği anlaşılmıştır. Sanık savunmasında aklî dengesinin yerinde olmadığını söylemiş ise de … Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nden alınan 01.12.2015 tarihli rapora istinaden üzerine atılı söz konusu suçları işlemede cezaî ehliyetinin tam olduğu belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, … Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nden alınan 01.12.2015 tarihli rapora istinaden, sanığın üzerine atılı söz konusu suçları işlemede cezaî ehliyetinin tam olduğu anlaşıldığından, mahkemece sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
A.Hırsızlık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B.Konut Dokunulmazlığının İhlâli Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.Sanığın üzerine atılı suçu 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 231/8. maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra işlendiği, dolayısıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi için aranan aynı Kanun’un 231/8. maddesinde belirtilen “denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” koşulunun bulunması nedeniyle, sanığın adlî sicil kaydında görülen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ilâmlar sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin uygulanmasına engel teşkil ettiğinden bu hususun karar yerinde tartışılmaması bozma nedeni yapılmamıştır.
2.Sanığın 26.01.2016 tarihli savunmasında, hakkında lehe hükümlerin uygulanmasına dair isteğinin, 5237 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca tayin olunan kısa süreli hapis cezasının seçenek tedbirlere çevrilmesi talebini ve aynı Kanun’un 51. maddesi uyarınca erteleme hükümlerinin uygulanması talebini de içerdiği hâlde, bu konularda olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A.Hırsızlık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Soma 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.01.2016 tarihli ve 2015/375 Esas, 2016/102 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hırsızlık suçundan kurulan hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak ONANMASINA,
B.Konut Dokunulmazlığının İhlâli Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinin 2. paragrafında açıklanan nedenle Soma 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.01.2016 tarihli ve 2015/375 Esas, 2016/102 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.