Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2006/7579 E. 2006/10031 K. 22.06.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/7579
KARAR NO : 2006/10031
KARAR TARİHİ : 22.06.2006

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Şahsi İlişki

Yukarıda tarihi, numarası, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; Dairenin * 27.02.2006 gün ve 18284 – 2242 sayılı ilamiyle* bozulmasına karar verilmişti. Sözü geçen Dairemiz kararının düzeltilmesi istenilmekle, evrak okundu, gereği görüşülüp düşünüldü.
Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE ve aynı Kanunun değişik 442. maddesi ile 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 52. maddesi hükmünce takdiren (140) YTL. para cezasının, harçlar kanunu uyarınca (25.10) YTL. ilam harcının karar düzeltme isteyene yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna oyçokluğuyla karar verildi. 22.06.2006 per.
KARŞI OY YAZISI

Davacı anne tarafından küçük İnanç ile davalı babası arasındaki kişisel ilişkinin sadece “okul dönemi içinde hafta sonu görüşmelerinin kaldırılması” için dava açıldığı konusunda değerli çoğunluk ile aramızda “görüş birliği” vardır.
Çekişme nedir?;
Çekişme, Dairem tarafından aile mahkemesi hâkiminden davalı babanın küçük İnanç ile sadece “ayın belli günü” kişisel ilişki düzenlemesi yapılması konusunda karar vermesini istemesinin “yetersiz bir süreyi” içermesinden kaynaklanmaktadır.
Ana baba ile çocuklar arasında kişisel ilişki (TMK. m. 182 f. I, 323) kurulurken analık babalık duygusunun tatmin edilmesinden önce çocuğun güvenliği gelir. Kişisel ilişki hakkı kuşkusuz yalnız hısımlık bağına değil aynı zamanda psikolojik ana baba olma ilişkisine ve bu ilişkiden doğan sevgi ve bağlılık duygularına dayanır. (Ömer Uğur GENÇCAN, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, Bilimsel Açıklama-İçtihatlar-İlgili Mevzuat, Yetkin Yayınevi: I. Cilt, (TMK. m. 1-351), Ankara 2004 ( 1614 sayfa), II. Cilt, (TMK. m. 352-1030) Ankara 2004 (1628 sayfa), Kısaltma: GENÇCAN-TMK, s. 990)
Çocuğun güvenliğini ihlâl etmeyecek biçimde analık babalık duygusunun tatmin edilmesinin gözetilmesi gerekir.
Sadece “ayın belli günü” kişisel ilişki düzenlemesinin;
– davacının istemine,
– çocuğun çelişkili ve tutarsız istemine,
– gerekçeli sosyal inceleme raporuna “aykırı” bir özellik taşıdığı açıktır.
Davacı anne bu şekilde bir düzenleme ile “umduğundan fazlasına” kavuşmuş olmaktadır. Bu o kadar açıktır ki davalı öngörülen düzenleme ile okulların kapalı olduğu dönem kenarda kalsın bir “dini bayramda” bile çocuğu ile “görüşemeyecek/görüşemez” duruma düşürülmüştür.
Bu sebeplerle değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.