Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2012/22812 E. 2013/21261 K. 18.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/22812
KARAR NO : 2013/21261
KARAR TARİHİ : 18.09.2013

MAHKEMESİ :Bakırköy 9. Aile Mahkemesi
TARİHİ :12.06.2012
NUMARASI :Esas no:2010/73 Karar no:2012/460
Taraflar arasındaki “boşanma” ve “karşı nafaka” davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 18.09.2013 günü temyiz eden davalı-karşı davacı D. Ö.vekili Av. Ü. H. Ç.ve karşı taraf davacı-karşı davalı Ö. Ö.vekili Av. .t geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davalı kadının eşine hakaret ettiği ispatlanmadığı gibi, ilk eşinden olan çocuğunu görmeye gitmek istemesi, birlik görevlerini ihlal niteliğinde kabul edilemez. Toplanan delillerden; boşanmaya sebep olan olaylarda eşine fiziksel şiddet uygulayıp, evi terk ettikten sonra evin elektrik ve suyunu kestiren davacı-karşı davalı kocanın tamamen kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir.Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır (TMK.md.166/2). Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen davacı-davalı kocanın tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalı-davacı kadına atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda, açıklanan nedenlerle davacı-davalı kocanın davasının reddi gerekirken, yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Kocanın açıklanan kusurlu davranışları karşısında, davalı-karşı davacı kadın ayrı yaşamada haklı olup; Türk Medeni Kanununun 197. maddesine dayalı olarak açtığı karşı tedbir nafakası davasının kabulü ile kadın yararına tarafların ekonomik ve sosyal durumları gözönüne alınarak uygun miktarda bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken; geliri olduğundan söz edilerek reddi doğru olmamıştır.
3-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK. md.186/1), geçimine (TMK md.185/3), malların yönetimine (TMK.m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK.m.185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorundadır (TMK.m.169). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak ve Türk Medeni Kanununun 197. maddesi uyarınca hükmedilecek nafakayla tahsilde tekerrür oluşturmayacak şekilde kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, duruşma için taktir olunan 990 TL. vekalet ücretinin Ö.’dan alınıp D’e verilmesine, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.18.09.2013 (Çrş.)