YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/15634
KARAR NO : 2018/5203
KARAR TARİHİ : 18.04.2018
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından; kusur belirlemesi, tazminatların reddi ve nafakaların miktarı yönünden, davalı erkek tarafından ise; kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası ve kendi tazminat taleplerinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin tüm, davacı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu oldukları kabul edilerek davanın kabulüyle tarafların boşanmalarına ve kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi başlıklı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 141. Maddesi (1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır, şeklindedir.
Anılan maddenin gerekçesinde belirtildiği üzere; tarafların dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında, herhangi bir sınırlamaya bağlı olmadan uyuşmazlığın genel çerçevesi içinde iddia ve savunmalarını değiştirebilecekleri kabul edilmiştir. Şüphesiz bu imkan, sadece cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi için söz konusudur. İkişer dilekçeden sonra, hangi ad altında olursa olsun verilecek dilekçeler, sınırlama ve yasak kapsamında kabul edilmelidir. Ön inceleme aşamasında, ancak karşı tarafın açık muvafakati (veya ön inceleme duruşmasına taraflardan birisinin mazeretsiz gelmemesi) durumunda iddia veya savunmaların genişletilmesi yahut değiştirilmesi kabul edilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20.04.2016 tarih, 2014/2-695 esas 2016/522 karar sayılı ilamı). Bu durumda; dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinden sonra yasal davaya cevap verme süresi olan 2 haftalık süre geçtikten sonra davaya cevap verildiğinden bir başka deyişle süresi içerisinde cevap dilekçesi verilmediğinden savunmanın dayanağı olarak usulünce ileri sürülmüş bir vakıa olmadığı gibi delil (HMK m. 129/1-e) sunma hakkı da bulunmadığından yerel mahkemenin davalıya delil göstermesi için süre vermesine yasal olarak imkân bulunmadığının kabulü gerekir.
Hal böyle olunca; süresinde cevap dilekçesi vermeyerek mahkemece vakıa ileri sürme ve delil sunma hakkını kaybeden davalı tarafın iddia ve savunmaları dikkate alınarak davacı kadına kusur yüklenmesi doğru görülmemiştir. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkek tam kusurludur. Bu husus gözetilmeden tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü doğru olmamıştır.
3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davalı erkek tam kusurlu olup, gerçekleşen kusurlu davranışlar kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. Boşanma sonucu kadın en azından eşinin maddi desteğinden yoksun kalmıştır. Kadın yararına TMK m.174/1-2 koşulları oluşmuştur. O halde tarafların ekonomik ve sosyal durumları gerçekleşen kusurun ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi gözetilerek kadın yararına maddi ve manevi tazminat takdir edilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
4-Tedbir nafakası davanın açıldığı tarihten itibaren başlar ve kararın kesinleştiği tarihte sona erer. Mahkemece kadının tedbir nafakası isteminin kısmen kabulüne karar verilerek 24.06.2015 tarihli celse 3 nolu ara karar ile aylık 300 TL takdir olunan tedbir nafakasının mükerrer tahsilata sebebiyet vermemek kaydıyla kararın kesinleşmesine kadar erkekten alınarak kadına verilmesine karar verilmiştir. 24.06.2015 tarihli celsenin 3 nolu ara kararında ise kadın lehine 300 TL tedbir nafakasına hükmedilmiş olup, tedbir nafakasının başlangıç tarihi gösterilmemiştir. Tedbir nafakasının başlangıç tarihinin gösterilmemesi infazda tereddüt yaratacağından doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1 bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 143.50 TL temyiz başvuru harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran davacıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 18.04.2018