YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1938
KARAR NO : 2006/4951
KARAR TARİHİ : 13.04.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi DSİ Genel Müdürlüğü tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … ilçesi … mevkiinde bulunan iki parça taşınmazın, tapuda kayıtlı olmadığını, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, … İlçesi … mevkiinde bulunan … bilirkişi krokisinde (10) ile gösterilen 5382.97 m2, (14) ile gösterilen 1753.40 m2 yüzölçümündeki bölümlerin zeytin bahçesi, (12) ile gösterilen 6604.94 m2 yüzölçümündeki bölümün zeytin ve narenciye bahçesi niteliğiyle, aynı krokide (11) ile gösterilen 5508.31 m2 ve (13) ile gösterilen 1614.54 m2 yüzölçümündeki bölümün su kanalı niteliğiyle davacı … … oğlu 1930 doğumlu … adına Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince tesciline, beyanlarda (11) ve (13 ) ile gösterilen bölümlerdeki kanalın DSİ ye ait olduğunun yazılmasına karar verilmiş hüküm DSİ Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Genel arazi kadastrosu işlemi 1964 yılında yapılıp, 01.07.1967 ila 31.7.1967 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir
Resmi belgelerin, komşu parsel kayıtlarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi ve … uzmanı bilirkişi raporlarıyla çekişmeli taşınmaz bölümlerinin orman sayılmayan yerlerden olduğu, davacı ve önceki zilyetleri tarafından 1970 yılında imar ihya edildiği, dava tarihine kadar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 4753 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan tevziiye ilişkin haritalar ve belirtmelik tutanakları getirtilip, bu işlemde çekişmeli taşınmazın ne olarak nitelendiği, yine 1967 arazi kadastrosunda hangi nitelikle tapulama dışı bırakıldığı (taşlık, çalılık, orman, gibi nedenlerin hangisi) belirlenmemiş, … ilçesinde imar planı yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise çekişmeli taşınmazın bu planın neresinde kaldığı belirlenmemiş, memleket haritasında çalılık ve taşlık sembollü, münhanilerin sıklığına göre eğimin %’12 den çok fazla olduğu … alanda işaretlendiği halde bilirkişiler tarafından açık … nitelendiği, yani orman olarak nitelendirilmediği bildirilmiş ve mahkemece bu çelişkiler ve
yetersizlikler üzerinde durulmamış, çekişmeli taşınmazın komşusu olan tapulama parsellerinin dayanağı olan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri …, …, çalılık ve taşlık okuması dikkate alınarak, öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte yer bırakmayacak biçimde saptanmamıştır.
3402 Sayılı Yasanın uygulanmaya başlandığı tarihe kadar sınırları belirlenerek kadastrosu yapılacağı ilan edilen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmakta, diğer anlatımla, arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamakta, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiş ise bu işleme ait kayıtlar, birliğin tapu kütüğüne olduğu gibi aktarılmaktaydı. Bu uygulama, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya, meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Somut olayda arazi kadastrosu 5602 Sayılı Yasa hükümleri gereğince yapıldığından uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur.
1967 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazların taşlık olarak tesbit dışı bırakıldığı, çekişmeli taşınmazın batı ve güney ve doğusundaki arazi bölümlerinin ise tarım arazisi niteliğiyle zilyetleri adına tesbit ve tescil edildikleri, yörede orman kadastrosunun halen yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
O halde, Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde imar planı yapılıp yapılmadığı sorularak, yapılmış ise imar planları, kamulaştırma yapılmışsa kamulaştırma planları, yörede 4753 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapıldığı anlaşılan tevziiye ilişkin belirtmelik tutanakları ve tevzii haritaları, taşınmazın bulunduğu yere ilişkin 1967 yılından sonra düzenlenmiş memleket haritası, amenajman ve … fotoğrafları, bu arada orman kadastrosu yapılmışsa orman kadastro tutanakları ve haritası, getirtilmeli, önceki bilirkişiler dışında bir orman mühendisi, bir harita mühendisi, bir … elemanı bilirkişi ve üç … mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, memleket haritası … fotoğrafı ve amenajman planı çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli, eğimi eğim ölçer aletler ve memleket haritasındaki münhaniler yardımıyla tereddüte yer bırakmayacak biçimde tesbit edilmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu ve 6831 sayılı yasanın 1/J maddesine göre durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 … ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 … ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 … ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; üzerindeki ağaçların yaşı, sayısı, taşınmazın hangi bölümlerinde bulunduğu, kapalılık detaylı olarak belirlenmeli, kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, varsa imar ve
kamulaştırma planları, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ilişkin en eski ve en … … fotoğrafları ile tevzii haritaları ve belirtmelik tutunakları yeterince yaşlı yerel bilirkişilerden de yararlanılarak harita mühendisi ve … elemanın bilirkişiye uygulattırılmalı, bilirkişilere uygulamayı gösteren kroki düzenlettirilmeli, bu şekilde yapılacak araştırma sonunda taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olmadığı belirlendiği taktirde bu kez imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşulları üzerinde durulmalı, bu cümleden,
Yukarıda değinilen yöntemle yapılacak araştırma sonucu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu saptandığı takdirde, Hazineye karşı … kişinin zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının varlığını kanıtlaması gerekir. Bu sebeple, yeniden yapılacak keşifte, davacının varsa zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenip, zilyetliğin nasıl ve ne zaman başladığı; kaç yıl süre ile ne şekilde devam ettiği sorulup, yeterli ve kesin yanıtlar alınmalıdır.
Ayrıca, bu taşınmaz tapulama dışı bırakıldığına göre, tapulama paftası ile komşu parsellerin tümünün tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, ne sebeple tapulama dışı kaldığı araştırılıp, komşu parsel tutanak ve dayanaklarının, bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri ve zilyetlik yolu ile kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı belirlenmelidir.
… bilgisine sahip üç kişiden oluşan tarım uzman bilirkişi görevlendirilip, taşınmazdan muhtelif … numuneleri alınıp incelettirilerek, tarım toprağı olup olmadığı ve tarım toprağı ise, kaç yıldır, ne şekilde kullanıldığı, üzerindeki ağaçların … yaşları, aşılı ise aşı yaşları, sayısı, taşınmazın hangi bölümlerinde bulunduğu, eğimi saptanıp; bu yolda, bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor düzenlettirilmelidir.
Ayrıca, DSİ Genel Müdürlüğünün itiraz davacısı olarak verdiği dilekçeyle kanal bulunan taşınmaz bölümlerinin adına tescilini istediği halde istemi hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi, kamulaştırma yoluyla Kanal olarak tapuya tescil edilmesi gereken taşınmaz bölümlerinin, kamulaştırma yoluyla tapu kayıtlarının oluşup olmadığının araştırılmaması, oluşmuş ise mükerrer tapu kaydı oluşumuna yol açacak biçimde tescil kararı verilemeyeceğinin, oluşmamışsa bile kamulaştırmasız elatma ile mülkiyeti Hazineye geçtiğinden, ancak mülkiyetin tesbitine karar verilebileceğinin gözetilmemesi doğru değildir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; DSİ Genel Müdürlüğünün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 13.04.2006 günü oybirliği ile karar verildi