YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13787
KARAR NO : 2010/14233
KARAR TARİHİ : 22.11.2010
MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ve elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14/10/2009 gün ve 2009/12908-14780 sayılı bozma kararında özetle; “1- Hazine ve Orman Yönetiminin 196 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazları yönünden; İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve Orman Yönetiminin, kesinleşen tahdit alanında kalan taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili ve davalının elatmasının önlenmesi istemiyle dava açtığına, Hazinenin de aynı yöndeki istemle davaya katıldığına, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş tahdit ve orman rejimi dışına çıkarma haritalarına dayalı olarak yapılan uygulama araştırma sonucu temyize konu taşınmazın (A) ile işaretlenen kesiminin kesinleşen orman sınırlama haritası içinde iken Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı belirlenerek, bu bölümün tapu kaydının iptaline karar verildiğine göre Orman Yönetimi ve Hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, 2- Hazine ve Orman Yönetiminin 250 ve 329 parsellere yönelik temyiz itirazlarına gelince mahkemece bu taşınmazlar hakkında yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; orman bilirkişi kurulu tarafından 250 parsel sayılı taşınmaza yönelik hat uygulaması 2 OTS’yi gösterir şekilde yapılmış olup, 329 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alana ilişkin tahdit haritası ile aplikasyon ve 2/B haritaları da dosyada bulunmadığından orman bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen rapor denetlenememektedir. Bu haliyle uzman bilirkişi kurulunun, genel arazi kadastro paftasını, orman tahdit haritası ve tutanaklarını nasıl uyguladığı ve taşınmazların kesinleşen orman tahdidinde ne gibi işleme tabi tutuldukları net olarak anlaşılamamaktadır. Bunlardan ayrı kabule göre de; Orman Yönetiminin, kesinleşen tahdit alanında kalan taşınmazların tapu kayıtlarının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili ve davalının elatmasının önlenmesi istemiyle dava açtığı, Hazinenin de aynı yöndeki istemle davaya katıldığı ve temyize konu taşınmazların B ile işaretlenen kesimlerinin kesinleşen tahdit haritası içinde kaldığı belirlenerek bu bölümlerin tapu kayıtlarının iptaline karar verildiği halde mahkemece elatmanın önlenmesi istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir.Orman tahdidinin kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı ve hukuki niteliği orman tahdit tutanak ve haritalarının uygulanması ile belirlenir.
Bu nedenle; mahkemece, öncelikle 1979 yılında yapılan genel arazi kadastro çalışmaları sırasında düzenlenen kadastro paftasının (çekişmeli taşınmazları ve komşularını gösterir şekilde) orijinalinden çekilmiş fotokopi örneği, çekişmeli taşınmazların (250 ve 329 parsellerin) bulunduğu yörede 1939 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 26.03.1982 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2 madde uygulaması ile 3302 Sayılı Yasaya göre 21/04/2003 tarihinde ilanı yapılan 2/B madde uygulamasına ilişkin işe başlama, işi bitirme, sonuçları ilan tutanakları, çalışma tutanakları ile temyize konu taşınmazların bulunduğu yerleri orman sınır noktalarıyla birlikte gösterir orman tahdit haritası ve orman rejimi dışına çıkarma haritalarının orijinalinden çekilmiş renkli fotokopi örnekleri bulundukları yerlerden getirtilmeli, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek iki mühendis ve bir harita mühendisinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, temyize konu taşınmazlar ile komşu taşınmazların orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumları genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle çizilmek ve taşınmazların tahdit içinde, dışında ve 2/B alanında kalan bölümlerinin yüzölçümleri X ve Y değerli koordinatlı krokide gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek, aleyhteki kararı davalı kişiler temyiz etmediklerinden Hazine ve Orman Yönetimi yararına oluşan usuli kazanılmış hak ilkesi gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, . Köyü 250 ve 329 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptaline, 250/A= 5830.80 m2 ve 329/A=4246.87 m2’lik bölümlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 250/B1= 946.86 m2, B2=22.34 m2, 329/B1=1145.28 m2 ve B2= 507.85 m2 bölümlerinin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, davalıların müdahalesinin men-ine karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali-tescil ve elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 1939 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre 26/03/1982 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. Madde uygulaması ile 3302 Sayılı Yasaya göre 21/04/2003 tarihinde ilan edilip dava tarihi itibari ile kesinleşen 2/B madde uygulaması vardır.Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 22/11/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.