Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/1660 E. 2010/2344 K. 25.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1660
KARAR NO : 2010/2344
KARAR TARİHİ : 25.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken yine, kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan parselin tapu kaydının iptal ve tesciline, karşılık dava olarak ta tapunun beyanlar hanesinde yer alan 2/B şerhinin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi … ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı … 25.02.2005 tarihli dilekçesiyle, … Köyü (Mahallesi) 9287 ada 11 parsel sayılı parselin, tapuda kendi adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın ormanla ilgisinin olmadığını, Hazine tarafından taşınmazın tapu kaydının iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin, Antalya Asliye 6. Hukuk Mahkemesinin 1995/1050-1996/1142 sayılı kararının kesinleştiğini, 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı yönünde tapuya konulan ve yasal dayanağı olmayan şerhin iptalini istemiş, Davacı Hazine 08.03.2006 tarihli dava dilekçesiyle … Köyü (Mahallesi) 9287 ada 1 sayılı parselin, 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içerisindeyken, 1989 yılında 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu kesinleşen işlemle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, taşınmazın orman sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan tapuya tescil edilip daha sonra ifraz edilerek dava konusu parselin Davalılar Murisi Halil Gök adına tapu kaydı oluşturulduğunu, hukuki dayanaktan yoksun ve yolsuz tescil niteliğindeki davalılar Murisi Halil Gök adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra karşılıklı davaların KISMEN KABULÜNE, çekişmeli … Köyü 9287 ada 11 sayılı parselin, 153 sayılı kadastro parselinin çap krokisi sınırları içinde kalan ve 08.03.2006 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 1334 m2 bölümünün tapu kaydında yer alan 6831 Sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereği Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını ilişkin şerhin kaldırılmasına, 153 sayılı kadastro parselinin çap krokisi sınırları dışında kalan ve aynı bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 1334 m2 bölümün tapu kaydının iptaliyle, Hazine adına tapuya tesciline, karşılıklı davacıların fazlaya ilişkin istemlerinin REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından taşınmazın (B) ile gösterilen bölümüne, Hazine tarafından ise taşınmazın (A) ile gösterilen bölümüne ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken yine, kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan parselin tapu kaydının iptal ve tesciline, karşılık dava olarak ta tapunun beyanlar hanesinde yer alan 2/B şerhinin silinmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı 4 numaralı ekipçe yapılıp 24.03.1976 tarihinde, itirazlar incelenerek sonuçları 7 numaralı komisyonca 06.04.1983 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1988 yılında yapılıp, 15.06.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
2010/1660-2344
2455 m2 yüzölçümünde, tapuda davalı adına kayıtlı olan çekişmeli … köyü 9287 ada 11 sayılı parsel, 1947 yılı orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı için 1963 yılında yapılan genel kadastroda tapulama dışı bırakılan alanlar ile genel kadastroda, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Osman İnce adına tesbit ve tescil edilen 17200 m2 yüzölçümündeki … Köyü 153 sayılı parselin tevhit ve ifrazıyla oluşan 9287 ada 2 ve 3 parsel sayılıl sırasıyla 1301 m2 ve 1154 m2 yüzölçümündeki taşınmazların birleştirilmesiyle oluşmuştur.
Kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi raporuyla, dava konusu parselin, 3116 Sayılı Yasaya hükümlerine göre 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı; 1952 yılında 5653 Sayılı Yasaya ve ilgili yönetmeliğe aykırı olarak kurulan ve yine yasa ve yönetmelik hükümlerine uymadan çalışma yapan maki tefrik komisyonunca, Akdeniz makisi olarak tesbit edildiği, 1976 yılında Orman Yönetimi tarafından, makiye ayırma işlemine değer verilmeyip, orman kadastro sınırı içinde kalmaya devam ettiği kabul edilerek, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı ancak, Orman Yönetiminin açtığı dava sonunda, bu işlemin Antalya İdare Mahkemesinin 15.01.1987 gün ve 1985/711-17 sayılı kararıyla, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu ve bu niteliğinin yitirmediği belirlenerek, makiye ayırma işlemine değer verilmeden orman rejimi dışına çıkarma işleminin iptal edildiği, kararın Danıştay tarafından onandıktan sonra kesinleştiği, daha sonra, 1989 yılında 3373 Sayılı Yasa döneminde yapılıp kesinleşen aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sırasında, yine makiye ayırma işlemine değer verilmeden, taşınmazın 1947 yılında kesinleşen orman sınırları içinde aplike edildikten sonra 3302 Sayılı Yasayla değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması soncu, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemin dahi itirazsız kesinleştiği belirlenip,
Hazine tarafından … Köyü 153 sayılı parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı iddiasıyla Osman İnce aleyhine açılan davanın, 153 sayılı parselin dava tarihinde davalı Osman İnce adına kayıtlı olmadığı, 2981 Sayılı Yasa hükümlerine göre bir çok parsele ifraz edildiği, Osman İnce’ye adına kayıtlı 153 parselin, 9207 ada 1 ve 9287 ada 2, 3, 4, 5, 6, 8 ve 10 sayılı parsellere gittiği ve kaydının kapatıldığı, halen 153 sayılı parsel olarak tapuda kayıtlı bir parsel bulunmadığı, 153 sayılı parsel orman sınırları içinde iken 1952 yılında makiye ayrıldığı ve 1963 yılında yapılan arazi kadastrosunda zilyetliğe dayalı olarak Osman İnce adına yapılan tesbitin kesinleştiği, kadastro tesbitinin yapıldığı, 1963 yılından geriye doğru 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçeleri ile davanın reddine ilişkin Asliye (6) hukuk mahkemesinin 27.12.1996 gün ve 1995/1050-1142 sayılı kararının kesinleştiği, bu kararın çekişmeli parselin 153 sayılı parselin çap krokisi sınırları içinde kalan bölümü için Hazine aleyhine kesin hüküm oluşturduğu, 1952 yılında yapılan makiye ayırma işlemi yasa ve yönetmeliğe uygun olmadığından geçersiz ise de, bir an için geçerli olduğu kabul edilse bile, makiye ayırma tarihi ile çekişmeli 153 sayılı parselin tesbit tutanağının düzenlendiği 1963 yılına kadar 20 yıllık zilyetlik süresi dolmamış ise de Hazinenin 153 sayılı parselin çap sınırları içinde kalan ifraz parselleri hakkında açtığı dava ret edilip kesinleştiğinden artık bu konuların kesin hüküm nedeniyle tartışılma olanağı bulunmadığı, ancak; kesin hüküm kabul edilen kararın konusunun … Köyü (Mahallesi) 153 sayılı kadastro parseli ve bu parselin çap sınırı içinde kalan ifraz parsel ve parsel bölümleri olduğu, 153 sayılı parselin çapı kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden, dava konusu farklı olduğundan kesin hükümden söz edilemeyeceği, kararın gerekçe bölümünde çap krokisi kapsamı dışında kalan bir kısım parsellerden söz edilmesinin Hazineyi bağlamayacağı,
Ağustos 2007 tarih ve 8 sayılı YARGITAY KARARLAR DERGİSİNDE yayınlanan, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.12.2006 gün ve 2006/14641-17945 sayılı kararında da açıklandığı gibi, makiye ayırma çalışması yapan komisyon yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine de aykırı çalıştığı, bu nedenle yaptığı makiye
2010/1660-2344
ayırma işlemine değer verilemeyeceği, yasa ve yönetmelik hükümlerine uyulmadan yapılan çalışma sonunda makiye ayrılan yerlerin tevzii işlemlerinin de yapılmadığı, makiye ayrılan yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilmeyeceği,
Uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı,
Orman sayılan yerler ile 6831 sayılı yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde 2981 ve 3194 Sayılı Yasa uygulaması yapılacağı konusunda hiç bir yasa hükmü bulunmadığı aksine, 3194 Sayılı İmar Yasasının 4. maddesindeki “… diğer özel yasalar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu (imar) yasanın özel yasalara aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü ile 2981 Sayılı Yasanın 3290 sayılı Yasa ile değişik Geçici 2. maddesinin (e) bendi hükmünü iptal eden Anayasa Mahkemesinin 27.09.1995 gün ve 1995/13-51 Sayılı kararı ve H.G.K.’nun 07.12.1997 gün ve 1997/1-655-1003 Sayılı kararı ile kabul edilen “… kamu malı niteliğini kazanan bir taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak özel mülkiyete dönüştürmeye idari mercilerin yetkileri olmadığı, başka bir anlatımla, idari mercilerin yasadan kaynaklanan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararların yok hükmünde, buna dayanan tescilinde, M.Y.’nın 1024.(932.) maddesi gereğince yolsuz tescil niteliğinde olduğu, Anayasanın 169 ve 170. maddelerindeki 2924 Sayılı Yasada ve 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları ve nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin özel yasalarına tabii olduğu, H.G.K’nun 24.03.1999 gün 1999/1-170-167 ve 21.02.1990 gün 1989/1-700-101 kararlarında belirtildiği gibi, aslında özel mülkiyete konu olmayan taşınmazlar her nasılsa tapuya tescil edilmiş olsa bile, bu durum taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden tescil işlemi yok hükmünde olup, bu tür taşınmazlar hakkında M.Y.’nın 1023. (931.) maddesinde belirtilen iyi niyetle iktisap iddiasında bulunulamayacağı, yasalarımızın, nasıl oluşursa oluşsun, yanlış ve yolsuz tescillere dayalı olarak tapu sicilinde yapılacak değişiklikleri öngören iptal davaları görevini Adliye Mahkemelerine verdiği (M.Y.- Md. 1025.(933)”, 6831 Sayılı Yasanın değişik 2 ve 2/B madde uygulaması sonucu nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların, Anayasanın 170. maddesinde belirtilen kamu hizmetinin yerine getirilmesi için 2924 Sayılı Yasa gereği Orman Bakanlığının emrine geçeceği, başka bir anlatımla, Orman Bakanlığına tahsis edilmiş sayılacağından 3402 Sayılı Yasanın 17. maddesi ve yine yasalar gereği Hazineye kalan yerler olması nedeniyle, aynı yasanın 18. maddesi hükmü karşısında, orman rejimi dışına çıkarma işlemi Hazine adına yapılacağından, 2896 ve 3302 sayılı yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların Kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesine olanak bulunmadığı, davacı ve davalı gerçek kişi çekişmeli parseli satın almışsa, ödediği bedeli haksız iktisap koşullarının kendisine tahsis edilen Mustafa Şerçe mirasçılarının,
2010/1660-2344
tahsis nedeniyle ödedikleri bedellerin ve zararlarının tazminini, sebesiz kazanma kurallarına uygun olarak, murislerine tahsis eden kurumdan dava yoluyla isteyebilecekleri hususları gözetilerek, 153 sayılı parselin çap krokisi sınırları içinde olan bölümler için açılan davanın reddine, çap krokisi sınırları dışında olan bölümler için açılan davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına,
Karar tarihinden sonra, 27.01.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasanın 5. maddesiyle, 6831 Sayılı Yasaya eklenen Ek.10. Maddesi uyarınca, Orman Yasasının; 20.06.1973 tarih ve 1744 sayılı Yasayla değişik 2. Maddesi, 23.09.1983 tarihli 2896 ve 05.06.1986 tarihli 3302 Sayılı Yasalarla değişik 2. madde 1. Fıkra (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerler, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceğine, yasa hükmü“orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren” denmek suretiyle, orman dışına çıkarma tarihine kadar geriye yürütüldüğüne göre, davacı ve karşı davalı gerçek kişinin tüm, Hazinenin ise sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, 6831 Sayılı Yasanın 2/2 maddesinin “Orman sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine adına, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır. Uygulama kesinleştikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır.” Hükmü gözetilerek, Hazine adına tapuya tesciline karar verilen bölümün tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 Sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh yazılmasına karar verilmesi gerekirken, bu niteliği belirtilmeden Hazine adına tapuya tescil edilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında ikinci bendin üçüncü satırında yer alan “… 1121 m2 yüzölçmündeki bölümünün davalı adına olan tapusunun iptali ile Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline,…” cümlesinden sonra gelmek üzere “bu bölümün tapu kaydının beyanlar hanesine, 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının yazılmasına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 25/02/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.