YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7930
KARAR NO : 2011/11721
KARAR TARİHİ : 18.10.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … köyü 155 ada 31, 33, 34 ve 39 parsel sayılı sırasıyla 21183,05 m², 3959,00 m², 3226,78 m² ve 529,67 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların taşlık ve kayalık niteliğinde devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu iddiasıyla her bir parsel yönünden ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece, H.Y.U.Y.’nın 166. maddesi gereğince davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda, 155 ada 33, 34 ve 39 parseller yönünden açılan davaların reddine ve 155 ada 33, 34 ve 39 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi davalı kişi adına, 155 ada 31 parsel yönünden ise davanın kısmen kabulüne ve 155 ada 31 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 2854,54 m²’lik bölümün 155 ada 31 parsel sayısı ile (C) ile gösterilen 8409,16 m²’lik bölümün ise son parsel sayısı ile davalı kişi adına, krokide (A) ile gösterilen 9919,35 m²’lik bölümün ise taşlık-kayalık niteliğiyle tespit dışı bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1965 yılında … serisi içinde seri bazda orman kadastrosu yapılmış 28/10/1966 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Mahkemece, taşınmazların orman sayılmayan yerlerden ve davalı kişi yararına 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle 155 ada 33, 34 ve 39 parseller yönünden davacı Hazinenin davasının tamamen reddine, 155 ada 31 parsel yönünden ise kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiş ise de, mahkemece, delillerin takdirinde hataya düşülmüştür. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede orman kadastrosu 1966 yılında seri usulüne göre, her hangi bir köy ya da belde sınırı esas alınmadan ve isimleri belirlenen orman bazında yapılıp kesinleşmiştir. 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasa ile değiştirilen 12/3 maddesine dayanılarak çıkartılan ve 19 Ağustos 1974 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastro Yönetmeliğinin “Sınırlama Dışı Kalan Ormanlar İçin Yapılacak İşlemler” başlıklı 128. maddesinin (b) fıkrasında “sınırlaması yapılan devlet ormanının dış ve iç sınırlarına bitişik olmayan Devlet Ormanları hakkında orman kadastro komisyonunca herhangi bir karar verilmiş olmayacağından ve bu gibi Devlet Ormanlarının orman kadastrosu yapılmış sayılmayacağından ıttıla hasıl olduktan hemen orman kadastrosunun yapılması merkezce sağlanır. Bu gibi ormanlarda orman kadastrosu yapılıncaya kadar ilgili kanun hükümlerine göre işlem yapılır” hükmü bulunmaktadır.
Bu durumda; yörede seri usulde yapılan orman kadastrosunda, Devlet Ormanı olarak sınırlandırılan yerlerin dışında kalan taşınmazların orman kadastro komisyonlarınca incelemesi yapılamadığı ve niteliği belirlenmediğinden o yerde orman kadastrosunun yapılmış sayılmayacağı, bir başka anlatımla, o orman serisi dışında kalan yerlerde bir orman sınırlandırılmasının varlığından söz edilemeyeceğinden, bu nitelikteki taşınmazların orman olup olmadıkları ve hukuki durumlarının eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının uygulanması, üzerindeki bitki örtüsü, toprak yapısı, eğimi ve çevresinin de incelenmesi sonucu belirlenmesi gereklidir. Raporu hükme dayanak alınan orman bilirkişisi …’ın 02/03/2010 tarihli raporu ve rapora ekli krokisinde yöreye ait 1959 tarihli memleket haritasında davaya konu tüm taşınmazların yeşil renkli, içinde ibreli ağaçlar olan orman niteliğindeki alanda oldukları, yine 1977 tarihli memleket haritasında tüm taşınmazların yeşil renkli çalılık alanında, keza 1996 tarihli memleket haritasında 31 sayılı parselin kuzey ucu, 33 ve 39 sayılı parsellerin tamamı ve 34 sayılı parselin güney bölümünün yeşil alanda içinde ibreli ağaçlar olan orman alanında kaldığı bildirilmiştir. Ayrıca taşınmazların ana kayalar ile kaplı oldukları, % 15-25 arasında eğime sahip oldukları, bu haliyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddelerine göre imar ve ihyaya dayalı zilyetlikle kazanmaya elverişli yerlerden olmadıkları da belirlenmiştir. Görüleceği üzere öncesi orman olan davaya konu taşınmazların, en yeni tarihli resmi belgelere göre dahi orman sayılan yerlerden oldukları uzman orman bilirkişi raporu ve toplan diğer deliller ile tespit edilmiştir.
Hal böyle olunca, davacı Hazinenin açtığı davanın tüm taşınmazlar yönünden kabulüne ve taşınmazların orman niteliğiyle tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere reddi yoluna gidilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 18/10/2011 günü oybirliği ile karar verildi.