Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/2018 E. 2010/2908 K. 09.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2018
KARAR NO : 2010/2908
KARAR TARİHİ : 09.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 21.06.1996 tarih 1996/707-6305 sayılı bozma kararında özetle: “Taşınmazın 1972 yılında yapılan tapulamada niçin tespit dışı bırakıldığı ve o tarihteki niteliğinin kadastro müdürlüğünden sorulması, bitişik … Kalkan tarlasına ait varsa tapu ve vergi kayıtları getirtilerek yerinde uygulanıp, taşınmaz yönünün nasıl gösterildiği saptanması, zilyetlikle kazanılacak yerlerden olup olmadığı saptanarak sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacının zilyetlik süresini ve şartlarını kanıtlayamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. Maddesine göre açılan tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1953 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 19.03.1991 tarihinde ilan edilip kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 28.06.1973 tarihinde kesinleşmiş, dava konusu yer, tapulama kanunun 2.maddesine göre taşlık, … olarak tapulama harici bırakılmıştır.
Kadastro çalışmaları sırasında tesbit dışı kalan bir yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmemekle beraber, bu işlem bir kadastro işlemidir. Bu tür taşınmazlar üzerinde hak iddia edenler için izlenmesi gereken yol, eski 766 Sayılı Yasanın 2. maddesinde ve halen yürürlükte olan ve uygulanan 3402 Sayılı Yasanın 7/4. maddesinde belirtilmiş olup, anılan maddelerde öngörülen süreler içersinde hak iddiasında bulunulmaması halinde, tesbit dışı bırakılma işlemi kesinleşir.
Tesbit dışı bırakılan bir yerin, Medeni Yasanın 713/1. maddesi ve 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için tesbit dışı bırakma işlemine ilişkin paftanın düzenlenme tarihinden dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile taşınmazın yasada belirtilen koşular altında tasarruf edilmesi gerekir. Somut olayda, toplanan delil ve belgelere göre, dava konusu taşınmazın tesbit dışı bırakılma işleminin yapıldığı 28.06.1973 tarihi ile davanın açıldığı 08.10.1991 tarihleri arasında 20 yıllık yasal edinme süresi dolmamıştır.

Bu açıklamalara göre, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.02.1997 gün 1996/8-768 E. – 1997/100 K. Ve 18.02.1998 gün ve 1998/8-15 E. –129 K., 10.11.2000 gün ve 2000/8-1264 E., 2000/1250 K., Sayılı kararları da aynı doğrultuda olup, bu uygulama dairemizde ve Hukuk Genel kurulunda istikrarlı bir şekilde devam etmekte ve kökleşmiş içtihat niteliğini almış bulunmaktadır.
Açıklanan hususular göz önünde bulundurularak açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi sonuç itibarıyla doğru ise de, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde davanın devamı sırasında arazi kadastrosu yapıldığı ve taşınmazlara kadastro tutanağı düzenlendiği anlaşıldığından, 3402 Sayılı Yasanın 26/4 maddesi hükmüne göre “kadastro mahkemesinin yetkisi (görevi) her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği günde başlar.” Yine aynı yasanın 27/1 maddesine göre “Mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmazlara ilişkin davalar hakkında o taşınmaz için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyalar mahkemesine resen devrolunur.” hükümleri getirilmiştir. Görev kamu düzenine ilişkin olup, temyiz edenlerin sıfatına bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında gözetilmelidir. Bu sebeple mahkemece yapılacak iş, çekişmeli taşınmazlara kadastro tutanağı düzenlendiğinden davaya bakma görevinin Kadastro Mahkemesine ait olduğu görevsizlik kararı vermekten ibarettir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer konuların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 09/03/2010 günü oybirliği ile karar verildi.