Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/2866 E. 2010/6288 K. 11.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2866
KARAR NO : 2010/6288
KARAR TARİHİ : 11.05.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin bozma kararında; “Mahkemece Hazinenin tutunduğu mera kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara uymadığı ve taşınmazların davalıların özel çayırlığı olduğu gerekçesiyle hüküm kurulmuşsa da yapılan araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki, yörede kesinleşmeyen mera sınırlandırma ve orman sınırlandırma çalışması bulunmaktadır bu durumda çekişmeli taşınmazların mera ya da orman olup olmadıkları konusunda uzman bilirkişiler tarafından usulünce araştırma yapılması gerekir. Mera sınırlandırmasına ait tutanak ve krokiler dosyaya getirtilmişse de kesinleşmeyen orman sınırlandırmasına ait tutanak ve haritalar getirtilmemiş, sadece … elemanı tarafından düzenlenen krokide orman ve mera sınırları gösterilmiş, mera sınırları kırmızı; orman sınırları yeşil hatla belirtilmiştir. Aynı gün temyiz incelemesi yapılan mahkemenin 2006/100 – 111 – 94 – 179 – 167 – 163 – 161 – 176 – 174 – 180 ve 153 esas numaralı dosyalarının tümünde aynı türden inceleme yapılarak taşınmazların mera ya da orman olmadığı, özel çayırlık olduğu kabul edilmiştir. Sözü edilen dosyalarda … elemanının düzenlediği krokiler incelendiğinde sınırda mera ve orman olarak tutanak düzenlenen kadastro parsellerinin bulunduğu, mera ve orman sınırlarının bazı yerlerde iç içe geçtiği, kimi dosyalarda taşınmazın memleket haritasındaki konumunun da gösterildiği, ancak haritanın tarihinin belirtilmediği, ziraat uzmanı tarafından da geleneksel anlamda mera olmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır. Sınırda kesinleşmeyen orman parselleri bulunduğu halde uzman orman bilirkişinin bulunmadığı yetersiz ve denetlenemeyen bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulamaz.
Dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanağından, taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak … niteliği ile davalı adına tespit edildiği anlaşılmakta olup, yerel bilirkişiler dava konusu taşınmazın davalının özel çayırlığı olduğunu davalının 20 yıldan fazla zamandır burasını kullandığını, bu yerin devamlı hayvan otlatılan bir yer olmadığını, ziraatçı uzman bilirkişi de dava konusu taşınmazın % 25-35 eğimli organik maddeci … … toprağı niteliğinde olduğunu, yaz aylarında (Haziran-Temmuz-Ağustos) hayvan otlatmak amacı ile kullanıldığını ve … otunun her yıl düzenli olarak biçildiğini. Etrafınında ayni nitelikte özel mülk … alanları ile çevrili olduğunu bildirmiştir. Bir yerin kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilebilmesi için, taşınmazın niteliği itibariyle kazanılmaya elverişli yerlerden olması gerekir. Kural olarak mera ve yaylaklar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanılamaz. Yerel bilirkişiler, taşınmazın yaz aylarında … evi ve hayvanların otlatılması için çayırlık olarak tasarruf edilen yerlerden olduğunu bildirmişlerdir. Bu açıklamalar
karşısında dava konusu taşınmazın 4342 Sayılı Mera Kanununda düzenlenen yaylak niteliğinde yerlerden bulunup bulunmadığının belirlenmesi, bu tür bir yer ise yaz aylarında belli dönemlerde bu yerden yararlanmanın mülkiyet hakkı sağlamayacağının düşünülmesi gerekir. Anılan Kanunun tanımlar başlığını taşıyan 3. maddesinin (e) bendinde yaylak çiftçilerin hayvanlarıyla birlikte yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarını otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerler olarak tanımlanmıştır. Yerel bilirkişi ve tanık anlatımlarından dava konusu yerin bu tür bir yer olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki; mahkemece bu husus gereği gibi araştırılıp belirlenmemiştir. Tüm bu açıklamalar gözönünde tutularak dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/b ve 4342 sayılı Mera Kanununun kapsamında kalan yaylak yerlerden olup olmadığının yöntemine uygun bir biçimde araştırılıp belirlenmesi, bu tür bir yer ise yaz aylarındaki yararlanmanın kazanma sağlamayacağı ve davalı adına tespit edilmiş olmasının yaylak bir yerin niteliğini değiştirmeyeceğinin düşünülmesi, çekişmeli taşınmaza komşu taşınmazların da ayni şekilde kadastro mahkemesinde dava konusu olduğu anlaşıldığından çekişmeli taşınmazın tüm davalı komşu parsellerde dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendisi, bir harita mühendisi ve ziraat mühendisi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; teknik aletler ve münhaniler yardımıyla eğim belirlenmeli; taşınmaz üzerindeki bitki örtüsü, ağaç cinsi ve sayısı, kapalılık oranı, hakim bitki örtüsü detaylı şekilde tesbit edilmeli; kesinleşmemiş tahdit söz konusu olduğuna göre, uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren, ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılmalı; memleket haritası orijinalinden renkli fotokopisi 1/5000 ölçeğe dönüştürülüp, kadastro paftası ölçeği ile eşitlenerek birbiri üzerine aplike edilmeli, çekişmeli ve komşu taşınmazların memleket haritasına göre konumu saptanmalı; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte (özellikle komşu veya yakınındaki orman parselleri) haritalar üzerinde gösterecekleri ,hem mera hem de orman sınırlarını ayrı ayrı renklerle gösteren, krokili, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmelidir. Bu şekilde yapılan araştırma ve inceleme sonucu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği taktirde; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/b ve 4342 sayılı Mera Kanununun kapsamında kalan yaylak yerlerden olup olmadığı araştırılmalıdır. Bu durumda komşu köylerden seçilecek mahalli bilirkişilere taşınmazın niteliği ve ne şekilde kullanıldığı konusunda bilgileri sorulmalı, taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine
dayanarak davalı adına tespit edilmiş olduğundan ve zilyetlik maddi bir olgu olup, bunun tanık dahil her türlü delille kanıtlanması gerektiğinden, mahkemece, taraflardan tanıkları sorulup, H.Y.U.Y.’nın 259. ve 265. maddeleri gereğince taşınmaz başında dinlenip; taşınmazın öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı belirlenmeli, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyedliğin ekonomik amaca uygun olup olmadığı, sırf … biçmek ya da hayvan otlatmak şeklinde sürdürülen zilyedliğin kazanma koşullarını sağlamayacağı düşünülmeli, 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davalı yanında, murisi yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince … ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın kabulü ile dava konusu 122 ada 1 nolu parselin kadastro tespitinin iptaline, 26.10.2010 tarihli … bilirkişi raporunda (A) işaretli 4702,03 m2’lik bölümün mera niteliği ile özel siciline kaydedilmesine, (B) işaretli 352,04 m2’lik bölümün Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 4.maddesi gereğince orman sınırlandırması yapılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, hükme esas alınan ziraat bilirkişi raporunda taşınmazın tamamının mera niteliğinde olduğu belirtilmesine rağmen kısmen mera olarak özel siciline kaydedilmesi şeklinde hüküm kurulması doğru değilse de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle, hüküm fıkrasının iki nolu bendinin tamamen hükümden çıkartılarak yerine, “… İlçesi, … Köyü 122 ada 1 nolu parselin kadastro tespitinin iptali ile mera niteliği ile özel siciline kaydedilmesine”cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesi gereğince hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 11.05.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.