Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/7462 E. 2010/12245 K. 12.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7462
KARAR NO : 2010/12245
KARAR TARİHİ : 12.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve davalılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı … Yönetimi, … Köyü içinde, sınırlarını dava dilekçesinde bildirdiği taşınmazların yörede çalışma yapan mera tahsis komisyonu tarafından 7 ve 11 numaralı mera parselleri olarak sınırlandırıldığını, Orman Yönetiminin itirazı üzerine komisyonca bu yerler hakkında yapılan yargılamanın sonucunun beklenmesi yönünde karar verildiğini, taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek mera tahsis işleminin iptalini ve taşınmazların orman niteliğinde Hazine adına tescilini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişisinin 13/ 04/ 2009 tarihli raporu ve ekindeki krokiye göre 7 numaralı mera parselinin (A) harfi ile gösterilen 11893.09m2 ve (B) harfi ile gösterilen 27251.53 m2; 11 numaralı mera parselinin ise yeşil renk ile boyalı 58992.04m2lik bölümlerinin davaya konu edildiği; 02/ 10/ 2007 tarihli orman bilirkişi raporu gereğince bu yerlerden yalnızca 11 numaralı mera parseli içinde (X) ile gösterilen yeşil boyalı 44115.657m2lik yerin orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığından bu yerle ilgili mera kaydının iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tesciline, 7 numaralı orman parselinin tamamı ile 11 numaralı orman parselinin (Z) harfli bölümünün ise orman olmadığı anlaşıldığından bu bölümlere yönelik davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ve davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 2005 yılında yapılıp 10/ 08/ 2006 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece; çekişmeli 7 ve 11 numaralı mera parsellerinin bazı bölümlerinin dava edildiği ve bu bölümlerin de kısmen orman sayılan yerlerden olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
Oysa dava dilekçesinin incelenmesinde davanın kısmi dava olmadığı anlaşılmaktadır. Taşınmaz başında yapılan keşifte hazır bulunan fen elemanınca düzenlenen krokide taşınmazların tamamı gösterilmiş, davaya konu olan ve olmayan bölümler olarak bir ayırım yapılmamıştır. Mahkemece daha sonra keşifte yer almayan bir başka fen elemanından ek rapor alınmış, bu raporda taşınmazlar “davaya konu olan ve olmayan” şeklinde bölümlere ayrılmıştır.
Dosya içerisinde davanın kısmi dava olduğunu gösterir bir başka bilgi ve belge ile Orman Yönetimi açıklaması da bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın kısmi dava olarak değerlendirilmesi doğru değildir.
Bundan ayrı, yörede dava tarihinden önce yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunduğu halde mahkemece memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafları esas alınarak hüküm kurulmuştur.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 12.10.2010 günü oybirliği ile karar verildi.