YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10945
KARAR NO : 2011/10884
KARAR TARİHİ : 03.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 17.02.2011 gün ve 2010/15374 – 2011/1297 sayılı ilamıyla onama kararı verilmiş, süresi içinde davalı … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, … köyü 954 parsel sayılı 8960,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın tapuda davalı adına kayıtlı olduğunu, yörede 2005 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını ve fiilen orman olduğunu belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin 02.10.2009 günlü teknik bilirkişinin krokisinde (A1) ve (B2) ile gösterilen bölümlerinin tapu kaydının iptaline, orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, davacı … Yönetimi ve davalı vekilinin temyizi üzerine hüküm; “İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 6831 sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve fen bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın kısmen (A1 ve B2 ile gösterilen bölümlerinin) 2007 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü sürelerin geçtiği, davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmaz kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı” gerekçesiyle onanmıştır. Davalı vekili davanın esasına girmeden önce taraf teşkili yapılması gerektiği halde müvekkiline tebligat yapılmadan yerinde keşif yapıldığı, delillerini ibraz etme imkanı verilmeden keşif zaptının kendisine verildiği ve dosyanın karara çıkarıldığını, taşınmazın eski tapusu bulunduğunu, bu tapu kayıtlarının dahi getirtilmediğini belirterek Dairenin onanma kararının düzeltilmesini istemektedir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan ve fiilen orman olan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 2007 yılında 6831 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmaz kısmen orman sınırları içinde bırakılmış, daha önce 1970 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise kişiler adlarına özel mülk olarak tespit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; dava dilekçesinin davalıya tebliğine dair tebligat tutanağı davalının köyde oturmadığı bildirilerek iade edildiği ve davalıya tebligat yapılamadığı anlaşılmaktadır. Bunun üzerine 14/04/2009 günlü duruşmada mahallinde 15/05/2009 tarihinde keşif yapılmasına karar verilmiş ve bu tarihte keşif yapılmış, 30/06/2009, 29/09/2009, 28/10/2009 ve 10/12/2009 günlü duruşmalarda bilirkişi raporlarının beklendiği ve 28/10/2009 tarihli duruşmada davalının tespit edilecek adresine tebligat yapılmasına karar verildiği, fakat tebligat çıkarılamadığı, bilirkişi harita mühendisi ve orman yüksek mühendisinin 21/12/2009 tarihinde raporlarını ibraz ettikleri, davalı …’in … köyü … adresine bilirkişi raporlarının gönderildiği ve Tebligat Kanunun 21. maddesine göre 15/01/2010 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Davalı 21/01/2010 günlü duruşmaya gelmiş ve davalıya “tüm delillerini bildirmek üzere 5 gün kesin süre” verilmiştir. Davalının 25/01/2010 tarihinde itirazlarını içeren dilekçe verdiği ve 23/02/2010 günlü duruşmada da davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalıya dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmeden ve delilleri sorulup toplanmadan keşif yapılması, davalı köyde oturmadığı halde köye çıkarılan tebligatın Tebligat Kanununun 21. maddesine uygun olmayan şekilde yapılması, taraf teşkili yapılmadan keşif yapılıp karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, kabule göre de, 954 sayılı parsel 07/10/1960 tarih ve 24 sayılı tapu kaydı ile 279, 280 tahrir sayılı vergi kayıtlarına dayanılarak tespit edildiği halde, vergi ve tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile revizyon gördüğü parsellerle birlikte getirtilip uygulanmaması, tapu kaydı mahkeme kararı ile oluşmuş ise dayanak mahkeme kararı ve krokisinin getirtilerek mahallinde uygulanmamış olması, bilirkişilerin raporlarında memleket haritası ve hava fotoğrafında sadece çekişmeli taşınmazı göstermekle yetinip geniş kadastro paftasıyla ölçekleri eşitleyerek çakıştırma yapmak süretiyle denetlenmemesi ve böylece mahkemece eksik inceleme ile karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
O halde; mahkemece davalıya usulüne uygun şekilde dava dilekçesi tebliğ edilip, delilleri toplanıp, yöreye ait en eski hava fotoğrafı ve memleket haritası getirtildikten sonra yerinde yeniden keşif yapılarak memleket haritası ve hava fotoğrafı ölçekleri kadastro paftası ölçeği ile eşitlenip birbiri üzerine çakıştırılarak bilirkişilerden rapor alınmalı, davalının dayandığı tapu kaydı ilk tesisinden itibaren getirtilip uygulanmalı, kapsamı belirlenmeli, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve tahdit haritasına göre konumu belirlenip sonucuna göre karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle, Dairenin “12.07.2011” gün ve “2010/15374-2011/1297 E.K sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 23.02.2010 gün ve 2010/62-108 sayılı yerel mahkeme kararının yukarıdaki gerekçeyle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 03.10.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.