YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15139
KARAR NO : 2011/14584
KARAR TARİHİ : 13.12.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
5831 sayılı Yasanın 8. maddesi ile değişik 3402 sayılı Yasanın ek 4. maddesi gereğince yapılan kadastro sırasında Ahırtaş köyü 182 ada 17 parsel sayılı 3949,60 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ile 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan alanda kaldığı ve … oğlu …’un kullanımında olduğu beyanlar hanesine şerh edilerek Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacılar, kendileri tarafından kullanılan taşınmazın 4800 m² olması gerekirken 3949 m² olarak yazıldığını ve …’un kullanımında olduğunu, köylerinde … isminde kimsenin olmadığını belirtmişler, taşınmazın yüzölçümünün düzeltilmesi ve kendileri tarafından kullanıldığının tespiti istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli … köyü 172 ada 17 sayılı 3949,60 m² büyüklüğündeki parselin 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının tespitine, … adına tesciline, taşınmazın … çocukları … ve …’un kullanımında olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Yasanın Ek-4 maddesi gereğince yapılan kadastroya itiraza ilişkindir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki, kural olarak; kadastro davaları lehine tespit ya da kadastro komisyonlarınca adlarına tescile karar verilen gerçek veya tüzel kişilere karşı açılır. Dava, tutanağın beyanlar hanesinde adına zilyetlik şerhi verilen kişi tarafından, beyanlar hanesindeki adının düzeltilmesi talebi ile açılan kullanım kadastro tespitine itiraz davası niteliğindedir. Davanın saptanan bu niteliğine göre husumetin tespit maliki olan Hazineye yöneltilmesi zorunludur. Ancak; davacı, dava dilekçesinde kadastro müdürlüğünü taraf göstererek dava açmıştır. Davacının asıl dava etmek istediğinin kadastro müdürlüğü değil Hazine olduğu belirgin olup yargılama sırasında kadastro müdürlüğü, Hazine vekili tarafından temsil edilmiş bulunmaktadır ve ortada belirgin bir biçimde temsilde yanılma hali bulunmaktadır. Karar başlığında Hazine taraf olarak gösterilmesine rağmen usulünce davaya dahil edilmemiştir. Mahkemece davanın usulünce gerçek hasma yönlendirilmesi için davacı yana olanak sağlanmalı, davanın Hazineye yaygınlaştırılması halinde davaya devam edilmelidir (HGK.2010/7-70-86 sayılı kararı).
Bununla beraber; davacı tanıkları duruşmada alınan beyanlarında çekişmeli taşınmazın kadastro tespit tutanağının beyanlar hanesinde zilyet olarak gösterilen … isminde kimse olmadığını belirtmişlerse de, dosya kapsamında, davalı …’a dava dilekçesi,
gerekçeli karar ve temyiz dilekeçesinin tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla beyanlar hanesinde taşınmazı kullandığı belirtilen … isimli kimsenin bulunmadığına ilişkin iddia bakımından ilgili kolluk kuvvetleri, nüfus müdürlüğü marifetiyle araştırma yapılmalıdır. Ayrıca, mahkemece taraflara delillerini bildirmeleri için uygun bir süre verilmeli, taraf delilleri toplanmalı, taşınmaz başında yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları dinlenilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 13/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.