Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/3994 E. 2011/8326 K. 29.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3994
KARAR NO : 2011/8326
KARAR TARİHİ : 29.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

1966 yılında yapılan kadastro sırasında … köyü 65 parsel sayılı 748 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, K.Evvel 314 tarih1 sıra nolu tapu kaydı ve 29 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak … Kocabaş adına tespit edilmiş, itirazsız kesinleşmiştir.Daha sonra satış yoluyla …’na geçmiştir. Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın yaklaşık 344m2 yüzölçümlü bölümünün 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı iddiasıyla dava açmıştır.Keşif yapıldıktan sonra Hazine, taşınmazın 444 m2 yüzölçümlü kesiminin tapu kaydının iptal edilerek hazine adına tescili istemiyle dava dilekçesini ıslah etmiştir.Mahkemece davanın kabulüne dava konusu taşınmazın bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen krokili raporda (A) ile işaretlenen 444 m2 yüzölçümlü kesiminin tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı kişi tarafından (A) ile işaretlenen kesim yönünden temyiz edilmiştir.
Dava,tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Yasaya göre 1939 yılında yapılıp 1945 yılında kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1744 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp 12.03.1981 tarihinde itirazlı yerlerde ise 04.06.1981 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması, 3302 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp 04.07.1995 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen rapora, dava konusu taşınmazın (A) ile işaretlenen bölümünün 1939 yılında yapılıp 1945 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 15.10.1961 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı, çekişmeli taşınmaza kadastro çalışmaları sırasında revizyon gören tapu kaydının; temyize konu taşınmazın 1939 yılında yapılıp 1945 yılında kesinleşen tahdit içinde kalmakla hukuki değerini yitirdiğine, kaldı ki 1744 sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerin, orman tahdidinin kesinleştiği tarihten daha önceki zamanlarda tapuya kayıtlı olsa dahi, mülkiyetinin tapu sahibine intikal etmeyeceğine, çünkü, 1744 sayılı Yasanın 2/2. maddesinde yazılı “ Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine (aynı maddenin birinci fıkrası) uymadığı …. anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi sonucu orman sınırları dışına çıkartılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmü, sadece ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihinden daha önceki zamanlarda ve öncesi de orman olmayan yerler için oluşturulan tapu kayıtlarına ilişkin olduğuna, taşınmazın öncesinin orman sayılan yer olması ve 1744 sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde, o yer orman sınırı içine alınmadan önce tapuda kayıtlı olsa dahi, tapu kaydı özel mülkiyete konu olmayan orman sayılan yerde oluşturulduğu için yolsuz tescil niteliğinde olacağından, yine bu tapu kaydına değer verilemeyeceğine ve o yerin mülkiyetinin tapu sahiplerine intikal etmeyeceğine, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının kısmen iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, belirlenerek kaydın kısmen iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak çekişmeli taşınmazın temyize konu (A) ile işaretlenen kesimi 2/B alanında kaldığı halde kütüğün beyanlar hanesine “taşınmazın Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı” şerhinin yazılmaması ve halihazır niteliği ile tapuya tesciline karar verilmemesi doğru değil ise de, bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmemektedir. Bundan ayrı “19.01.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesinde “ Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehdarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalılar aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderine hükmolunmaz” ve yine 6099 sayılı Yasanın 17. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen Geçici 11. maddesinde “ Bu Kanununun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekalet ücreti dahil yargılama giderleri içinde uygulanır” hükümleri uyarınca davalı aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.Bu sebeple hükmün 1 .bendinin üçüncü cümlesinde yer alan “tapu kaydının iptali ile “ sözcüğünden sonra gelen sözcükler çıkarılarak bunların yerine “tarla niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, tapunun beyanlar hanesine taşınmazın Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı şerhinin yazılmasına” ayrıca hükmün vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin “2, 3 ve 4. Bentlerinin” tamamen hükümden çıkarılarak bunların yerine “19.01.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi ve 6099 sayılı Yasanın 17. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen Geçici 11. maddesi uyarınca Davacı Hazine tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Hazine yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince onama harcı alınmasına yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 29/06/2011 günü oybirliği ile karar verildi.