YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13622
KARAR NO : 2013/3285
KARAR TARİHİ : 26.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine vekili ve dahili davalı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, …. Köyü, 104 ada 148 parsel sayılı 19.660,25 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasfı ile davalı Hazine adına tesbit ve tescil edilmiştir. Davacı …, tapu kaydına dayanarak, 104 ada 40 parsel sayılı taşınmazın güney ve kuzey sınırında kalan bu parselle bütün olarak kullanılan 8-10 dönümlük kısmın tapu miktar fazlası olarak Hazine adına tespit gördüğü, 126 parsele ilâve edilen kısımlarla birlikte 40 parsel sayılı taşınmazı birlikte kullandığı iddiasıyla, Hazine adına tesbit gören parselin iptali ile, 8-10 dönümlük kısmın kendi adına tescili istemiyle dava açmıştır. Davacı vekili 22/10/2007 havale tarihli dilekçesi ile dava konusu taşınmazın 104 ada 148 parsel olması gerekirken, yanlışlıkla 126 parsel olarak yazıldığını bildirmiştir. Kadastro mahkemesince, 104 da 148 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının kesinleştiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. Asliye hukuk mahkemesince, davanın kabulüne, 104 ada 148 parsel sayılı taşınmazın orman bilirkişi rapor ve eki krokisinde (b) harfi ile gösterilen 551,44 m2, (c) harfi ile gösterilen 375,68 m2 ve (a1) harfi ile gösterilen 1440,02 m2 bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından davada hak düşürücü sürenin dolduğu, taşınmazın evveliyatının orman olduğu, davacının hiçbir zaman zilyet bulunmadığı, (c) harfi ile tesciline karar verilen yerin yol olduğu ve davanın reddi gerektiği gerekçeleri ile dahili davalı … Yönetimi tarafından taşınmazın orman olduğu ve hava fotoğraflarının uygulanmadığı gerekçeleri ile temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede, 2006 yılında yapılan arazi kadastrosu ve 1939 yılında kesinleşen orman kadastrosu vardır.
Mahkemece verilen karar, usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki, kadastro mahkemesinin görevi, kadastro tutanağının tanzimi tarihinden tutanağın kesinleşmesine kadar geçecek zaman içindeki itiraz ve davalar için söz konusudur. Başka bir anlatımla; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 26. maddesinin 4. fıkrasına göre, kadastro mahkemesinin yetkisi, kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar. Hakkında tutanak düzenlenmeyen veya düzenlenmiş olup kesinleşen taşınmazlarla ilgili iddiaların (davaların) genel mahkemede görülmesi gerekir. Tutanak kesinleştikten sonra kadastro mahkemesinin görevi sona erer. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi de zorunludur.
Somut olayda, davacı kendi adına tespit edilen 104 ada 40 parsel sayılı taşınmazın kuzey ve güney sınırında kalan 8-10 dönümlük alan olarak, dava konusu yeri ve sınırlarını belirtmek sureti ile dava açtığı, sonrasında davacı vekilinin verdiği 22/10/2007 havale tarihli dilekçesi ile dava konusu taşınmazın 104 ada 148 parsel olması gerekirken, yanlışlıkla 104 ada 126 parsel olarak yazıldığını bildirdiği, davanın askı ilân süresinde açıldığı ve davada Hazinenin taraf olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, asliye hukuk mahkemesinin görevi kapsamında kalmayan davada görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davanın esası hakkında karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine ve dahili davalı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 26/03/2013 günü oy birliği ile karar verildi.