YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5714
KARAR NO : 2012/14533
KARAR TARİHİ : 17.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 2005 yılında yapılan arazi kadastro sırasında … Köyü, 383 ada 2 parsel sayılı taşınmaz, ham toprak niteliğiyle davacı … adına tespit edilmiş, yapılan bu tesbite … … isimli bir kişinin 12.06.2007 tarihli dilekçesiyle yaptığı itiraz üzerine, kadastro komisyonu tarafından alınan 13.01.2009 tarihli kararı ile taşınmazın, sabit hudutlar dahilinde Dimitri oğlu Vasil Butara’nın ceddinden intikalen ve taksimen 20 yılı aşkın zamandan beri fasılasız, nizasız ve malik sıfatı ile zilyet ve tasarrufunda iken, 24.05.1984 tarih 356 nolu yevmiye ile Gökçeada Noterliğince … oğlu … … …’na taşınmazını satması için genel vekaletname verdiği ve … … …’nun da 24.10.1984 tarihinde 750,00.- TL bedelle … …’na satıp zilyetliğini devrettiği, halen de tarla vasfı ile … … oğlu … …’nun zilyet ve tasarrufunda olduğu gerekçe gösterilerek, 383 ada 2 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünden 19242,17 m² düşürülerek bu bölümün 383 ada 24 parsel sayısıyla tarla niteliğiyle … … oğlu … … adına müstakilen tespitine karar vermiştir.
Kadastro Komisyonun 13.01.2009 tarihli kararı gereğince, çekişmeli 383 ada 24 parsel sayılı taşınmaz 24.05.2009 tarihinde … … adına tapuya tescil edilmiş, daha sonra satış nedeniyle davalı gerçek kişi adına 17.09.2009 tarihinde tapuya tescil edilmiştir.
Davacı …, 19.11.2009 tarihli dilekçesiyle, kadastro komisyonunca … … isimli kişinin itirazının usûlsüz olarak kabulüne karar verildiğini ve bu kişi adına yapılan tesbit ve tescilin yolsuz olduğu iddiasıyla, 383 ada 24 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ve Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davacı Hazinenin davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastrodan önceki hukukî sebeplere dayanılan 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki on yıllık hak düşürücü süre içinde açılan tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 21.03.1968 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece, davalı gerçek kişinin davaya konu edilen … Köyü, 383 ada 24 sayılı parsel sayılı taşınmazı … …’ndan iyiniyetli olarak satın aldığı, davalının davaya konu taşınmazı kötü niyetle aldığının Hazine tarafından ispat edilemediği ve keşifte … Köyü, 383 ada 2 parsel ile birlikte … Köyü 102 ada 3 sayılı parsellerin gösterildiğini ve dava edilen taşınmaz zeminde farklı olduğundan, bu açıdan da ayrıca davanın reddine karar vermek gerektiği nedeniyle bu yönde karar verilmiş ise de, mahkemece yapılan inceleme ve araştırma, … biçimde hüküm kurulmasına yeterli ve elverişli olmadığı gibi, hukuki değerlendirme de isabetli değildir.
Şöyle ki, kural olarak bu tür davalarda öncelikle tapunun yolsuz tescil sonucu oluştuğunun kanıtlanması, ondan sonra satın alan kişinin kötü niyetli olup olmadığının araştırılması gerekir. Ancak, Hazine malları yönünden özel mal niteliğindeki Hazine malları iyiniyetle iktisap eden T.M.K’nun 1023. maddesindeki “iyiniyetli 3. kişinin korunacağı” kuralından yararlanabilir. Kamu mallarında iyiniyet veya tapu siciline güven ilkelerinin uygulama yeri yoktur. Davacı …, önceki malik … … lehine, 3402 sayılı Yasanın aradığı şartlar oluşmadığı halde, kadastro komisyonu tarafından Hazine adına olan tesbitin iptal edilerek … … oğlu … … adına yapılan tesbit ve tescil işleminin yolsuz olduğu iddiasına dayanarak 383 ada 24 parsel sayılı taşınmaza karşı dava açmıştır. Ancak, mahkemece yapılan keşifte … bilirkişi raporuna göre taşınmaz sahibinin zeminde yanlış yer göstermesi sonucu, Hazine adına tespit edilen 383 ada 2 ve 102 ada 3 sayılı parseller içinde yer alan ve … bilirkişi krokisinde (A) ve (B) ile gösterilen bölümler yönünden inceleme yapıldığı, yani Hazine tarafından 383 ada 24 parsele karşı dava açıldığı halde, mahkemece yapılan keşifte davaya konu olan 383 ada 24 parsel sayılı taşınmaz incelenmeden karar verildiği ve dava zeminde tesbit edilen ve zaten Hazine adına kayıtlı olan yerlere karşı açılmış gibi değerlendirilerek, bu hususunda davanın reddine gerekçe olarak gösterildiği, ayrıca dosya arasında bulunan dava dilekçesi örneğinden, Orman Yönetimi tarafından 27.05.2009 tarihli dilekçe ile temyize konu 383 ada 24 parselin ifraz edildiği taşınmaz olan, 383 ada 2 parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yer olduğu iddiasıyla dava açıldığı ve temyize konu 383 ada 24 parselin dört tarafının 383 ada 2 parsel ile çevrili olmasına rağmen, 383 ada 2 parselin davalı olduğu dosya getirtilip incelenmeden karar verildiği ve bu şekilde tapuya güven ilkesinin, somut davada uygulama imkânının bulunup bulunmadığı yönünde hiçbir şekilde araştırılmadan soyut olarak “tapuya güven ilkesine” dayanılara k hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Medenî Yasanın sistemine göre; tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanması zorunludur. Geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan tescil işlemi yolsuz tescil niteliğini taşır ve her zaman iptali istenebilir. (Yargıtay HGK nun 30.5.2001 tarih 2001/1-464E470K sayılı ilâmı) Yolsuz tescil ile ayni hak kazanılamaz.
Yargıtay H.G.K.nun 3.12.2008 gün ve Esas 2008/7-717, Karar 2008/722 Sayılı kararında da değinildiği üzere, yararlanma, tahsis şekli, mahiyet gibi ölçütler çerçevesinde, çeşitli sınıflandırmalara tabi tutulsa da, en geniş anlamıyla “kamu malı” kavramı, Devletin veya kamu tüzel kişiliğine sahip idarelerin, kamu hizmetlerini ifa ederken kullandıkları ve yararlandıkları mallardır. T.M.K. 775 – 999. maddeleri ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesinde kamu malları ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Bu yasal düzenleme ile Kamu mallarının neler olduğu sayıldıktan sonra, ormanlarında devletin hüküm ve tasarrufunda olan kamu malı olduğu, özel kanun hükümlerine tabi bulunduğu açıklanmıştır.
Kamu malları üzerinde özel mülkiyet kurulamaz, bunlar kamu hizmeti yönünden tahsis edildikleri yetkili idarece kamu malı olmaktan çıkarılmadıkları sürece temlik edilemez, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla da edinilemezler. Kamu malı niteliği kazanmış bir taşınmaz özel mülkiyete konu olamayacağından tapuya bağlansa bile Mülga 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisinin 931 ve Türk Medeni yasasının 1023. maddeleri bu durumda uygulanmaz. (Y.H.G.K. 30.9.1981 gün. E: 1979/1-167, K: 1981/656, 3.12.2008 gün ve 2008/7-717-722 ). Bu sonuçlara bağlı olarak. H.G.K.’nun 21.2.1990 gün ve 1989/1-700 Esas, 1990/101 Karar; 18.10.1989 gün 1989/1-419 Esas. 1989/528 Karar sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; kamu malı niteliği taşıyan bir taşınmaz her nasılsa özel mülk olarak tapuya tescil edilmesi bir yolsuz tescil olup, o yerin özde tescile tabi bulunmama (kamu malı olma) niteliğini değiştirmez (Y.H.G.K.’nun 26.2.2003 gün ve 2003/12-116 E., 2003/111 K.; 25.12.2002 gün ve 2002/12-1101 E., 2002/1113 K. sayılı kararları ). Kamu mallarının özel mülkler gibi devir ve temlik edilemezler. Böyle durumlarda, iyiniyet veya tapu siciline güven ilkelerinin uygulama yeri de yoktur ( Y.H.G.K. ‘nun 11.6.2003 gün ve 2003/13-414 E. ve 2003/410 K. Sayılı Kararı ).
Somut olayda, Hazine tarafından … Köyü, 383 ada 24 parsel sayılı taşınmazın … … oğlu … … adına yapılan tesbit ve tescilin yolsuz olduğu iddiasına dayanılarak dava açıldığına göre, yukarıda değinilen ilkeler gözetilmek suretiyle, öncelikle dava konusunun davalının zeminde gösterdiği yer değil 383 ada 24 parsel sayılı taşınmaz olduğu dikkate alınarak keşif doğru yerde yapılmalı, dosya arasındaki bulunan dava dilekçesi örneğinden, Orman Yönetimi tarafından 27.05.2009 tarihli dilekçe ile temyize konu 383 ada 24 parselin ifraz edildiği taşınmaz olan 383 ada 2 parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yer olduğu iddiasıyla dava açıldığı ve temyize konu 383 ada 24 parselin dört tarafının 383 ada 2 parsel ile çevrili olması nedeniyle, 383 ada 2 parselin davalı olduğu dava dosyası getirtilip incelenerek 383 ada 2 parselin orman niteliğiyle tescil edilip edilmediği saptanmalı, önceki malik … … lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, şayet kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşulları oluşmadan tespit ve tescil işlemenin yapıldığı yani tescilin yolsuz tescil niteliğinde olduğu tespit edildiği takdirde, taşınmazın kamu malı niteliğinde olup olmadığı tesbit edilerek, özel mal niteliğindeki Hazine malları yönünden T.M.K. 1023. maddesindeki iyiniyet veya tapu siciline güven ilkelerinin uygulanabileceği, kamu malı niteliğinde taşınmazlarda ise, iyiniyet veya tapu siciline güven ilkelerinin uygulama yeri olmayacağı ve ayrıca, taşınmazın orman sayılan yer veya kamu malı niteliğinde devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu tesbit edildiği takdirde, TMK.’nun 3/2. maddesi gereğince durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyi niyet iddiasında da bulunamayacağı gözetilerek tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, dava konusu taşınmazın niteliği usûlüne uygun olarak araştırılmadan, … şekilde soyut ve yersiz gerekçelere dayanılarak, Hazinenin davasının reddine karar verilmesi usûl ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 17.12.2012 günü oy birliği ile karar verildi.