YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5842
KARAR NO : 2012/7189
KARAR TARİHİ : 14.05.2012
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve müdahil davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10.05.2007 tarih 2007/ 4449- 6209 sayılı kararında “Davacı …’nın taşınmazın zilyetliğini kendisinden devir aldığını iddia ettiği … Naycı adına kayıtlı 1956 tarih ve 2264 tarihli (20 dönüm yüzölçümündeki, batısı taşlık fundalık, kuzeyi yol ve dere, doğusu, darboğaz yolundan 40 metre geri, güneyi fundalık olan) vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetliğe dayalı olarak dava açmışsa da dosya kapsamından yerel bilirkişi ve tanık beyanlarından çekişmeli taşınmazların bir bölümü üzerinde davacının zilyetliğinin bulunmadığı ve bu bölümün kimse tarafından da kullanılmadığı belirlenerek 21.06.2006 günlü hükmün 2 ve 3 numaralı bendinde yazılı parsel ve parsel bölümleri hakkındaki davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından temyiz itirazlarının reddi ile aleyhindeki hükmün onanması; diğer davalı gerçek kişilerin dava konusu olan taşınmazlar arsa niteliği ile Hazine adına davalı gerçek kişilerin işgalinde olduğu belirtilerek tesbit edilmiş, davalı gerçek kişiler tarafından kadastro tesbitine yönelik olarak bir dava açılmamış olduğundan temyiz dilekçelerinin reddine karar verilmiş; Orman Yönetimi ile Hazinenin temyiz itirazları yönünden ise ;
Yörede 1978 – 1984 yıllarında 228 sayılı genelge gereğince ormanla ilgili idari sınırları belirleme çalışmalarının yapıldığı, bu çalışmada çekişmeli taşınmazın da içinde bulunduğu geniş bir arazi kesiminin orman olarak belirlendiği ve bölgede arazi kadastro çalışmalarının yapılması sırasında orman olarak belirlenen yerlerin orman olarak çalışma alanı dışında bırakıldığı, ancak 1991 yılında ilan edilen 6831 sayılı Yasa gereğince yapılan orman kadastro çalışmasında daha önce 1978 yılında 228 sayılı genelge uyarınca orman olarak belirlenen alan içinde üçgen şeklindeki küçük bir alanın orman sayılan yer olarak orman sınırları içinde bırakıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece 228 sayılı genelge gereğince yapılan işlemlere ilişkin tüm evraklar ile çekişmeli taşınmazların bulunduğu alan ile bu alanın dışındaki taşınmazların 1978’li yıllarda arazi kadastro çalışmalarının yapılıp kadastro paftası düzenlendiğine göre 1978’de sözü edilen arazi kadastro pafta örneği ile komşu parsellere ilişkin kadastro mahkemesince verilen kararların ve dosyalarının getirtilmediği, orman bilirkişi … tarafından düzenlenen 10.12.1996 tarihli raporda çekişmeli taşınmazların tamamının 1964 tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafında orman ağaçları ile kaplı olduğunu ve yeşile … orman alanında kaldığı ve tamamının orman sayılan yerlerden olduğunu açıklamasına rağmen çekişmeli taşınmazların resmi belgelerdeki konumuna ilişkin olarak bir inceleme yapılmamıştır. Bu nedenlerle;
A) Öncelikle, kadastro müdürlüğünden 83, 105, 242 ve 275 adaların içinde bulunduğu çekişmeli taşınmazlar ile etrafındaki taşınmazların tamamını gösteren 1978 yılında yapılan arazi kadastro çalışmaları neticesinde düzenlenen 30.27.Ş numaralı kadastro paftasının aslının onaylı örneğinin,
B) Orman İşletme Müdürlüğünden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1978 yılında arazi kadastro çalışması yapılırken 228 sayılı genelgeye göre düzenlenen orman ve idari sınırların belirlenmesine ilişkin renkli onaylı harita ile bu çalışmaya ilişkin tüm evrakların,
C) Çekişmeli taşınmazlara komşu olan 275 ada 17 parsele ilişkin … Kadastro Mahkemesinin 04.04.1995 tarih ve 1993/10-30 sayılı dosyasının,
D) Yine çekişmeli taşınmazlara komşu olan 241 ada 1 ve 4 parsele ilişkin … Kadastro Mahkemesinin 06.07.1993 tarih ve 1988/21-18 sayılı dosyasının,
E) Yine bu dosya ile ilgili olduğu anlaşılan Asliye hukuk mahkemesinin 1983/430 E sayılı dosyasının,
F) … Orman İşletme Müdürlüğünün 28.02.2007 tarih 474 sayılı yazısında çekişmeli taşınmazlara ilişkin olduğu belirtilen sulh ceza mahkemesi dosyalarının istenerek dosyaya konulması, yine 1964 -1970’li yıllara memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman bir orman yüksek mühendisi, ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte,
a) Öncelikle 1978 yılında yapılan 228 sayılı genelge gereğince düzenlenen harita ile kadastro paftası çakıştırılmak suretiyle çekişmeli taşınmazların bu haritaya göre bulunduğu yer saptanmalı ve bilirkişilerden uygulamayı gösteren rapor ve kroki düzenlenmeleri istenmeli,
1978 tarihli kadastro paftasında çekişmeli taşınmazların içinde bulunduğu alanın o tarihte yürürlükte olan 766 sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince orman olarak tesbit dışı bırakıldığının belirlenmesi halinde; 3402 sayılı Yasanın uygulanmaya başladığı tarihe kadar kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içindeki ormanlar tesbit dışı bırakıldığı, bir diğer anlatımla arazi kadastro ekiplerince ormanların kadastrosunun yapılmadığı, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiş ise bu işleme ait kayıtların, birliğin tapu kütüğüne aktarılması ile yetinildiği, bölgede orman kadastrosunun yapılmadığı durumlarda ise arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki orman sınırlandırılması orman idaresinden istendiği ve idarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekipleri bu sınırlamayı esas almak sureti ile kadastro çalışmalarının yürüttükleri, bu uygulamanın 3402 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 10.10.1987 tarihine kadar sürdürüldüğü, 3402 sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4. maddesi uyarınca işlem yapıldığı, gözönüne alınarak, 1978 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında dava konusu taşınmazların bulunduğu alanın “Orman” vasfı ile tesbit dışı bırakıldığı anlaşılırsa, yörede dava konusu olan taşınmazların içinde bulunduğu alanda orman kadastro çalışmalarının 1991 yılında yapıldığı belirlendiğine göre, dava konusu olan taşınmazın öncesi orman olup, orman kadastro çalışması yapılıp tahdit dışı bırakılıncaya kadar taşınmaz orman niteliğini koruduğundan bu tarihler arasındaki zilyetliğe değer verilemeyeceği ve taşınmazın orman niteliğini koruduğu, (Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları ve HGK’nun 12.05.2004 tarih ve 8, 242, 292 sayılı kararı.) düşünülerek mahkemece başka hiçbir araştırma yapılmadan gerçek kişinin açmış olduğu davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
b) Ancak çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerin 228 sayılı genelgeye göre düzenlenen haritada orman sınırları dışında bırakıldığı ve kadastro paftasında orman olarak tescil harici bırakılmadığı anlaşılırsa, uzman bilirkişilerce memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı stereskopik aletler ile uygulanarak çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde göstermeleri istenmeli, o tarihler itibarı ile çekişmeli taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadıkları, hususunda bilirkişilerden rapor alınmalı, yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı,eylemli durumda üzerinde ağaç varsa ağaçların cinsleri yaşları, dağılımları saptanmalı, taşınmazlar üzerinde imar ihyanın sözkonusu olup olmadığı, olmuş ise hangi tarihte imar ihyanın tamamlandığı, belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; taşınmaz üzerinde ev yapmanın imar ihya sayılamayacağı düşünülmeli, dava konusu taşınmazlara ilişkin olduğu belirtilen sulh ceza mahkemesinin (… Orman İşletme Müdürlüğünün 28.02.2007 tarih 474 sayılı yazısında belirtilen) ilamları ve dayanakları olan krokiler yerel bilirkişiler ve tarafların tanıkları marifeti ile bilirkişilerce yerine uygulanarak bu taşınmazları kapsayıp kapsamadıkları belirlenmeli bilirkişilerden yerine uygulamayı gösteren kroki düzenlemeleri istenmeli, sulh ceza mahkemesi tarafından suça konu olan taşınmazın orman niteliğinde olduğu belirlenerek verilen mahkumiyete ilişkin kesinleşmiş ilamların hukuk hakimini (çekişmeli taşınmazın orman niteliğinde olduğu hususunun) bağlayacağı düşünülmeli, dosyaya getirtilen asliye hukuk mahkemesinin1983/430E, kadastro mahkemesinin 04.04.1995 tarih 1993/10-30 sayılı ve 06.07.1993 tarih 1988/21-18 sayılı dosyalarındaki deliller değerlendirilmeli, varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacı yanında, önceki zilyet yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, çekişmeli taşınmazlara yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor düzenlemeleri istenmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu gibi 12, 27 ve 28 sayılı parsellerin (B) işaretli bölümleri hakkında hüküm kurulmuş olması da isabetsiz olduğu bildirilerek çekişmeli 275 ada 47, 49, 50, 51, 54, 59, 62, 38, 37, 36, 35, 55, 13, 34, 40, 41, 42, 43, 52, 56, 57, 60, 61 ve 63 sayılı parsellerin tamamı ile 275 ada 26, 29, 33, 48, 45, 44, 48 ve 46 sayılı parsellerin ise (B) harfli bölümlerine yönelik hüküm onanmış ,çekişmeli 275 ada 30 ve 31 parsellerin tamamına, 12, 26, 27, 28, 29, 33, 44, 45, 46 ve 48 parsellerin ise (A) harfli bölümlerine ve 12, 27 ve 28 sayılı parsellerin (B) işaretli bölümlerine yönelik olarak ise bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davacı … ve müdahil davacı … yönetiminin davasının reddi ile 275 ada 12 parsel sayılı, 275 ada 27 parsel sayılı 275 ada 28 parsel sayılı taşınmazın, 275 ada 30 parsel sayılı taşınmazın 275 ada 31 parsel sayılı taşınmazın arsa vasfıyla Maliye Hazinesi adına TAPUYA KAYIT ve TESCİLİNE,
275 ada 26 parsel sayılı taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen 280.50 m²’lik kısmının ve (C) harfi ile gösterilen 979.40 m²’lik kısmının, 275 ada 29 parsel sayılı taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen 1156.31 m²’lik kısmının, 275 ada 33 parsel sayılı taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen 54.59 m²’lik kısmının (içerisindeki evin 18.51 m²’lik kısmı dahil), 275 ada 44 parsel sayılı taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen 396.59 m²’lik kısmının, 275 ada 45 parsel sayılı taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen 87.59 m²’lik kısmının, 275 ada 46 parsel sayılı taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen 17.90 m²’lik kısmının, 275 ada 48 parsel sayılı taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen 119.04 m²’lik kısmının tespit gibi arsa vasfıyla Maliye Hazinesi adına TAPUYA KAYIT ve TESCİLİNE,
275 ada 26 parsel sayılı taşınmazın üzerinde bulunan ve tespit tarihi itibariyle kargir ev olarak gözüken binanın Durmuş … kızı … Durmuş’a ait olduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine,
275 ada 27 parsel sayılı taşınmazın üzerinde bulunan ve tespit tarihi itibariyle kargir ev olarak gözüken binanın … oğlu … …’e ait olduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine,
275 ada 33 parsel sayılı taşınmazın üzerinde bulunan ve tespit tarihi itibariyle subasman olarak gözüken binanın …. oğlu … …’a ait olduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine,
275 ada 46 parsel sayılı taşınmazın üzerinde bulunan ve tespit tarihi itibariyle kargir ev olarak gözüken binanın … … oğlu … Durmuş’a ait olduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm davacı … ile müdahil davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1990 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve çekişmeli taşınmazların 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışında kalan yerlerden olduğu ve davacı gerçek kişinin çekişmeli taşınmazlarda zilyetliğinin bulunmadığı anlaşıldığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 14/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.