YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9583
KARAR NO : 2013/2163
KARAR TARİHİ : 04.03.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerde 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanunun 8. maddesi ile eklenen Ek 4. madde uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sırasında, … İlçesi, ….. Köyü, …. ada 13 parsel sayılı …. m² yüzölçümündeki taşınmaz, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereği orman niteliğini kaybedip, orman kadastro komisyonlarınca orman alanı dışına çıkarılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, tutanağın beyanlar hanesine “2/B madde ve davalı gerçek kişiler lehine kullanım” şerhi verilerek Hazine adına tarla niteliğiyle tescil edilmiştir.
Davacı … Yönetimi vekili, çekişmeli taşınmazın eylemli orman niteliğinde olduğu, 2/B madde koşullarını taşımadığı halde Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı iddiasıyla, orman sınırları dışına çıkarma işleminin iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili ve beyanlar hanesindeki şerhlerin silinmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın Hazine adına orman rejimi dışına çıkarma işleminin kesinleştiği, 2010 yılında yapılan kadastro tesbitinde kesinleşen 2/B madde alanında 5831 sayılı Kanunun 8. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanununa eklenen Ek 4. maddesi uyarınca fiilî kullanım durumunun tespitinin yapıldığı, orman sınırları dışına çıkarılan ve bu işlemin kesinleştiği yerlere ilişkin açılan davalarda kadastro mahkemesinin görevli olmadığı gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine, karar kesinleştiğinde dosyanın görevli ve yetkili sulh hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; davacı … Yönetimi vekilinin hükmü temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16.06.2011 tarih ve 2011/3959-7586 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle: “Somut uyuşmazlıkta, çekişmeli taşınmaz hakkında 06.04.2010 tarihinde kadastro tesbit tutanağı düzenlenmiş olup, Orman Yönetimi tarafından 3402 sayılı Kanunun 12/1 ve 26/B maddelerinde belirtilen 30 günlük askı süresi içinde dava açıldığına göre, 3402 sayılı Kanunnın 25/1. maddesi uyarınca davaya bakma görevinin kadastro mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle, davanın esası hakkında karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, davanın reddine ve dava konusu …. Köyü, …. ada … parsel sayılı taşınmazın kadastro tesbiti gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, tutanağın beyanlar hanesinde yazılı bulunan “parsel eşit hisselerle ve müştereken Ahmet Evlatları Kadir ve … tarafından kullanılmaktadır.” şeklindeki zilyetlik (kullanım) şerhinin iptal edilerek, beyanlar hanesine, “Bu taşınmaz …t ve ….. oğlu 1960 doğumlu …’ın zilyetliğindedir.” şerhinin yazılmasına karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 5831 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek 4. madde uyarınca yapılan kullanım kadastrosu tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre 1948 yılında tamamlanarak kesinleşen orman kadastrosu, 1978 yılında 6831 sayılı Kanunun 1744 sayılı Kanun ile değişik hükümlerine göre yapılıp 06.12.1979 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması, daha sonra 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik hükümlerine göre yapılıp 09.05.2007 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmaz, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmış yerlerden olup, bu niteliği itirazsız kesinleştiğine ve özellikle keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, taşınmazın eylemli biçimde orman olmadığı da saptanarak davanın reddi yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; davacı … Yönetiminin açtığı dava reddedildiğine göre, dava konusu 115 ada 13 parsel sayılı taşınmazın tesbit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26. maddesinde düzenlenen “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hükmü de gözardı edilerek ve davalı kişiler tarafından usulüne uygun olarak açılmış bir dava veya davaya katılması bulunmadığı halde, taşınmazın beyanlar hanesindeki kullanıcı şerhinin resen değiştirilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının ikinci bendi hükümden tamamen çıkartılarak, yerine “2-Dava konusu, Muğla İli, … İlçesi, …. Köyü, …. ada 13 parsel sayılı taşınmazın tesbit gibi tapuya kayıt ve tesciline” cümlesi yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nun 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 04/03/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.