YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9802
KARAR NO : 2013/607
KARAR TARİHİ : 04.02.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ile Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 104 ada 1 parsel sayılı 446814,07 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliği ile belgesizden Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı …, bu taşınmaz içinde kendisine ait tarla ve fındık bahçesi niteliğindeki taşınmazların kaldığını iddia ederek, bu kısmın adına tescili istemiyle dava açmışdır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin krokide (B1) ile gösterilen 1556,15 m2 ve (B3) ile gösterilen 1022,30 m2’lik kısımların fındık bahçesi niteliği ile, (B4) ile gösterilen 1049,10 m2’lik kısmın tarla niteliği ile, (B6) ile gösterilen 2509,64 m2’lik kısmın ağaçlık niteliği ile davacı … adına tapuya tesciline, (B1), (B3), (B4) ve (B6) ile gösterilen kısımların çıktıktan sonra geriye kalan 440676,88 m2’lik kısmın orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline, (A1), (A2), (A3), (A4), (B2) ve (B5) ile gösterilen bölümlere yönelik davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından (A1), (A2), (A3), (A4), (B2) ve (B5) ile gösterilen bölümlere yönelik; Hazine ve Orman Yönetimi tarafından (B1), (B3), (B4) ve (B6) ile gösterilen bölümlere yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı içinde bırakılmıştır.
1) Davalı … Yönetimi ve Hazinenin krokide (B1), (B3) ve (B4) ile gösterilen bölümlere yönelik temyiz itirazları bakımından; incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, çekişmeli taşınmazların, uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada; orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen davacı yararına 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek, yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA karar vermek gerekmiştir.
2) Davacı …’in krokide (A1), (A2), (A3), (A4), (B2) ve (B5) ile gösterilen bölümlere yönelik temyiz itirazları bakımından; çekişmeli taşınmazların, uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada; orman sayılan yerlerden olduğu, tapu ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığı anlaşılarak yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA karar vermek gerekmiştir.
3) Davalı Hazine ve Orman Yönetiminin krokide (B6) ile gösterilen bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince; keşifte görev alan ziraat bilirkişi Erol Memiş’in raporuna göre, (B5) ve (B6) kısımların orman ağaçları ile kaplı, toprağının humuslu olduğu, bakım ve imarının yapılmadığı, bu hali ile tarıma elverişli olmayan arazi olduğu bildirilmiş, orman bilirkişi kurulu raporuna ekli hava fotoğrafları üzerinde de bu bölüm koyu renkli ormanlık alan olarak görüldüğü halde, orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilerek çelişkiye düşülmüştür. Bu raporlar, hüküm için yeterli değildir. Ayrıca; davacının sunduğu tapu kayıtları uygulanarak taşınmaza uyup uymadığı saptanmamış, öncesi orman olan yerlerin tapu ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığı düşünülmeden karar verilmiştir.
Mahkemece, eski tarihli ve 1980’li yıllara ait memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazın (B6) ile gösterilen bölümünün öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman kadastrosu kesinleşmiş ise, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazların konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların öncesinin orman sayılan yerlerden olduğunun saptanması halinde; ormanlardan tapu ve zilyetlik yoluyla yer kazanılamayacağından ve ormanlarda sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceğinden taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tescili gerekir. Dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, davacının dayandığı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri ile ve kadastro sırasında revizyon gördüğü parsellerle birlikte getirtilip, dayanak tapu kaydı sınırları mahalli bilirkişi yardımıyla zeminde tek tek bulunarak fen bilirkişi krokisi üzerine işaretlenmeli, tapu kaydı 3402 sayılı Yasanın 20. maddesi gereğince zemine uygulanarak, zeminde tam ve kesin kapsamı belirlenmeli, sınırında orman olduğundan 20/c maddesi gereğince miktarı ile geçerli kapsamı belirlenmeli, miktar fazlasının sınırdaki ormandan açıldığı kabul edilmeli, sınırlarda adları okunan komşular çizilecek kroki üzerine kadastro tespit malikleri ile bağ kurularak yazılıp, keşfi izleme olanağı saptanmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda 1. ve 2. bentde açıklanan nedenlerle; davacı ve davalıların temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının davacı …’e yükletilmesine,
2) Yukarıda 3. bentde açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 04.02.2013 günü oy birliği ile karar verildi.