Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2014/4840 E. 2014/9330 K. 11.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4840
KARAR NO : 2014/9330
KARAR TARİHİ : 11.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı kayyımı vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Çınarcık İlçesi, Güllük Mevki 2102 parsel sayılı 23920 m² yüzölçümündeki tarla niteliğindeki taşınmaz, davalılar adına tapuda kayıtlıdır.
Davacı … Yönetimi, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman sınırı içisinde kaldığı gibi resmî belgelere göre de orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla, tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, davalıların elatmasının önlenmesine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne; taşınmazın (B) işaretli 2440 m² bölümünün tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, davalının Bu bölüme elatmasının önlenmesine karar verilmiş, davacı ve davalı kayyımı vekilleri tarafından temyiz edilmekle hüküm, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 09/05/2012 tarih ve 1558 E. – 6885 K. sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararı özetle “1) Davalı tarafın, çekişmeli taşınmazın (B) bölümüne yönelik temyiz itirazları bakımından; incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından bu bölüme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerekmiştir.
2) Orman Yönetiminin reddedilen bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece kesinleşen orman kadastro haritası uygulamasına dayalı araştırma ve inceleme sonucu, çekişmeli taşınmazın kısmen orman kadastro sınırları dışında kaldığı belirlenerek karar verilmişse de; uzman bilirkişi raporundan taşınmazın eğiminin % 12’nin üzerinde ve tamamen orman ağacı kaplı olması nedeniyle eylemli orman niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Kural olarak, tahdidin kesinleştiği yerlerde, bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenir ise de; bu sınırlandırmada 4785 sayılı Kanun hükümlerinin nazara alınmış olması halinde sağlıklı çözüme ulaşılır. Zira, 3116 sayılı Kanun sadece Devlet Ormanlarını belirlemiş olup, bu yasaya göre, 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları, orman olarak sınırlandırılan alanların bu niteliğini kesinleştirmekle birlikte orman sınırları dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukukî durumunu saptamakta yetersiz kalır. Bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 sayılı kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir.
O halde; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip taşınmazın konumu belirlenmeli, ziraat uzmanına taşınmazın bitki örtüsü, toprak yapısı, üzerindeki ağaçların sayısı, yaşı, taşınmazdaki dağılımı, kapalılık oranını gösteren bilimsel verilere dayalı rapor hazırlattırılmalı, bundan sonra oluşacak sonuca göre hangi bölümlerinin Devlet Ormanı niteliğinde olduğu belirlenmelidir.” şeklindedir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, davanın kabulüne, çekişmeli 2102 parselin tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline, elatmanın önlenmesi isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalılar kayyımı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman iddiasına dayalı tapu iptali, tescil ve elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1944 yılında 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp, 1945 yılında kesinleşen orman kadastrosu, 1950 yılında 5653 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan makiye ayırma, 1965 yılında arazi kadastrosu, 3302 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan ve 22.02.1991 tarihinde ilân edilen daha önce sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi raporlarına göre; çekişmeli taşınmazın tamamının tam kapalılıkta 20-30 yaşlarında meşe, gürgen kaplı olduğu gibi eski tarihli resmi belgelerde de orman sayılan yerlerden olduğu belirlenerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; davacı aynı zamanda elatmanın önlenmesini istediği ve mahkemece de bu talebin reddine karar verilmekle davacının davasının kısmen kabulüne karar verildiği, davanın reddedilen bu bölümü dikkate alınarak davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde, reddedilen bölüm yönünden davalı taraf lehine vekâlet ücreti takdir edilmemiş olması doğru olmadığı gibi dava kısmen kabul edildiği halde “davanın kabulüne” şeklinde hüküm kurulmuş olması da doğru değildir. Ancak, bu yanılgının giderilmesi hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle, hükmün 1. paragrafındaki “davanın kabulüne” sözleri yerine, “davanın kısmen kabulüne” sözleri; 5. paragrafından sonra gelmek üzere “reddedilen bölüm yönünden davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir edilen 1500.- TL. vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine” ibaresi yazılmak suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nın 438/7. maddesi gereğince düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 11/11/2014 günü oy birliği ile karar verildi.