Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/12875 E. 2009/11436 K. 29.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12875
KARAR NO : 2009/11436
KARAR TARİHİ : 29.09.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, murisinin 8.11.2005 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının murisi eşinin davalı işverene ait işyerinde çalışırken, şantiyede kaldığı sırada 08.11.2005 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu ölmesiyle sonuçlanan olayın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin reddine karar verilmiş ise de varılan bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Bir olayın iş kazası niteliğinde bulunup bulunmadığının saptanması hukuki bir sorundur. Hukuki sorunların halli ise, bilirkişiye değil, hakime ait bir görevdir. Olay tarihinden iki buçuk sene sonra açılan iş kazasının tespiti davasının özel bir duyarlılıkla araştırılıp incelenmesi gerekir.
Davanın yasal dayanağı açık olarak 506 sayılı Yasa’nın 11. maddesidir. Anılan madde de,
“Madde11: A) İş kazası, aşağıdaki hal ve durumlardan birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır:
a)Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısiyle, c) Sigortalının, işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) Emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında” denilerek iş kazasının tarifi açık bir şekilde yapılmakla, bir olayın iş yerinde meydana gelmesi halinde artık iş kazası olarak kabulü yasal zorunluluktur.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının murisinin 7.7.2006 tarihinden itibaren davalı işyerinde çalıştığı, 9.7.2006 tarihinde ölen işçinin şantiyede kurulu yatıp kalkma yerinde istirahat ederken, sabah saat 08:00-09:00 sıralarında rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığı ve kurtarılamayark öldüğü, ölüm sebebinin Adli Tıp Morg İhtisas Dairesinin 31.10.2006 tarih ve 210 sayılı raporuyla “kalp damar hastalığı” olarak belirtildiği, S.S.K Müfettişinin 16.10.2007 tarih ve 18 sayılı raporunda olayın iş kazası sayılmadığı, gömme izni kağıdında ölüm sebebinin kalp damar hastalığı olarak belirtildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda iş kazası olduğu iddia olunan olayın, işverenin işçilerinin kaldığı şantiyede gerçekleştiği konusunda hiçbir şüphe bulunmamaktadır. Böylelikle davacı murisinin ölümü ile davalı işverenin şantiyesinde meydana gelen kalp krizi olayı arasında doğrudan bağlantı (illiyet) olup, sigortalı meydana gelen bu olay sonrasında hayatını kaybetmitir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ :Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 29.09.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.