Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/16750 E. 2009/15292 K. 23.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16750
KARAR NO : 2009/15292
KARAR TARİHİ : 23.11.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 1.3.1995- 30.4.2004 tarihleri arası çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 1.3.1995-30.4.2004 tarihleri arasında davalı şirkete ait işyerinde kesintisiz çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının davalı şirket işyerlerinde Kuruma bildirilen bir çalışmasının bulunmadığı, 1995-2004 yılları arasına ait dönem bordrolarının getirtildiği davacının dava dışı başka işyerlerinden 1990/1-10.6.1990 ve 1.8.2005-1.7.2007 tarihleri arasında çalışmasının bulunduğu, zabıtaca yapılan araştırmada işyerine komşu bir tek işyeri bulunduğu bu işyerinin de dört yıl önce davalı şirketten kiralandığının belirtildiği anlaşılmaktadır .
Somut olayda dinlenen davalı bordro tanıkları davacının 1997-1998 yıllarında 1,5 yıl kadar çalıştığını beyan etmelerine karşın, davacı bordro tanığı Oya Asaras 8.2.2004 te işten çıktığında davacının çalışıyor olduğunu beyan ettiğine göre beyanlar arasında meydana gelen çelişki giderilmeden sadece davalı tanıklarının beyanlarına göre sonuca gidildiği görülmüştür.
Mahkemece yapılacak iş; dinlenen taraf bordro tanıklarının beyanları arasında çelişkinin giderilmek üzere uyuşmazlık döneminde çalışmaları olan başka bordro tanıklarının resen beyanlarına başvurmak, 1.3.1995-30.4.2004 tarihleri arasında davacının davalı şirketin işyerinde çalışıp çalışmadığının tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre kuşkuya yer bırakmayacak şekilde karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 23.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.