Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/18195 E. 2010/1524 K. 16.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/18195
KARAR NO : 2010/1524
KARAR TARİHİ : 16.02.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, çalışma gücünün 2/3 oranında kaybettiğinin ve maluliyet aylığı almaya hak kazandığının tespitiyle, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava nitelikçe çalışma gücünün 2/3 nün kaybedilmediğinden bahisle 09.05.2005 tarihli maluliyet aylığı bağlanmasına ilişkin talebini reddeden Kurum işleminin iptali ile davacının maluliyet aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının çalışma gücünün en az 2/3 nü kaybettiğine ilişkin Adli tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesinin 07.05.2008 tarihli raporu esas alınarak, davacının çalışma gücünün 2/3 nü kaybettiğinin tespiti ile Adli Tıp Kurumu rapor tarihini takip eden aybaşı olan 01.06.2008 tarihinden itibaren malulen emekli olması gerektiğinin tespitine karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkeme kararı aşağıda açıklanan nedenlerle hatalıdır.
Davanın Yasal dayanağının oluşturan 5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesine göre, “Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usul ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Sağlık Bakanlığı ile Kurumun birlikte çıkaracağı yönetmelikle düzenlenir. Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 55. maddesine göre sigortalının malullük durumunun Kurumca yetkilendirilen Sağlık sunucularının sağlık kurulunca usulüne uygun düzenlenecek raporların Kurum Sağlık Kurulunca incelenmesi sonucu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde belirlenen usul ve esaslara göre tespit edileceği, anılan yönetmeliğin 5. maddesinde sigortalı ve hak sahiplerinin çalışma gücü oranlarının a) Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri, b) Devlet Üniversitesi, c) Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı asker hastaneleri, ç) sigortalıların ikamet ettikleri illerde (a), (b), (c) bentlerinde belirtilen hastanelerin bulunmaması durumunda Sağlık Bakanlığı tam teşekküllü hastanelerin yetkili olduğu, bildirilmiş, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 56. maddesinde ise Kurum Sağlık Kurulunca verilen karara karşı yapılan itirazların Yüksek Sağlık Kurulunca inceleneceği bildirilmiştir.Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Somut olayda davalı Kurum Genel Müdürlüğü Sağlık Kurulu tarafından yapılan davacının çalışma gücünü 2/3 oranında kaybetmediğine ilişkin değerlendirmeye karşı Yüksek Sağlık Kuruluna gidilmeden doğrudan Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesine gidilmesi karşısında, Kurum Sağlık Kurulunun davacının çalışma gücünün 2/3’ünün kaybetmediğine dair değerlendirme ile davacının çalışma gücünün en az 2/3 nü kaybettiğine ilişkin Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesinin 07.05.2008 tarihli raporundaki değerlendirme arasında çelişki oluştuğu ortadadır. Hal böyle olunca Kurum Sağlık Kurulu Kararı ile Adli Tıp İhtisas Kurulu kararları arasında oluşan çelişki Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla giderilmeden sonuca gidilmesi isabetsizdir.
Öte yandan 1479 sayılı Yasa’nın 29/b,c ve 5510 sayılı Yasanın 26/son maddelerinde belirtildiği gibi davacının malullük aylığından yararlanabilmesi için prim ve pirime ilişkin her türlü borçlarının ödenmesi gerektiğinin göz ardı edilmesi isabetsiz olduğu gibi maluliyet aylığı bağlanması yerine malulen emekli olması şeklinde yasada bulunmayan bir ifadenin kullanılması da isabetsiz olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
O halde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.