YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13654
KARAR NO : 2010/10935
KARAR TARİHİ : 04.11.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 10.4.1979 tarihinden itibaren sigortalılığının tespiti ile aylık bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun tüm davacının diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacının temyizine gelince;
Davacı, sigorta başlangıç tarihinin 10.04.1979 olduğunun tesbitini ve yaşlılık aylığı tahsis talep tarihi olan 03.09.2007 tarihinden itibaren bir ay içinde yaşlılık aylığı bağlanmasını istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 10.04.1979 olduğu ve bu tarih itibari ile asgari ücret ile çalıştığının tesbitine, davacı tarafın 03.09.2007 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı bağlanması talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 10.04.1979 olduğuna ilişkin verilen karar yerinde ise de, davacının yaşlılık aylığı bağlanması talebinin reddine ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Davacı, 10.09.2007 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (Sosyal Sigortalar Kurumu’ndan) yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunmuştur. Kurum, davacının 10.04.1979 tarihinde 31666.13.01 sicil no’lu dava dışı Mustafa Boztekin’e ait işyerinden işe girişinin mevcut olduğunu, ancak ilgili işyeri dönem bordrosunda davacının sigorta sicil numarası yazılmadığından, başlangıç tarihinin 01.07.1980 olarak değerlendirildiğini ve yaşlılık aylığı koşullarının oluşmadığını (45 yaşını doldurmadığını) belirterek, davacının yaşlılık aylığı istemini reddetmiştir. Bunun üzerine davacı, temyize konu davayı açmıştır. Yargılama devam ederken davacı, 04.09.2008 tarihinde yeniden yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunmuş ve 01.10.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmıştır.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 2. ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Fiili veya gerçek çalışmayı ise, ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen dört aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Dava dışı işveren tarafından davalı Kuruma davacıya ait 10.04.1979 tarihli işe giriş bildirgesi ve dönem bordrosu verildiği halde dönem bordrosunda davacının sigorta sicil numarası yazılmamıştır.
Öte yandan, sosyal güvenlik kurumlarının Anayasal görevlerini yerine getirirken, sigortalılara karşı olabildiğince yasal haklarını hatırlatması ve bu durumlarını izlemesi zorunlu görev olarak ortaya çıkar. Davalı Kurum, Anayasa’dan kaynaklanan sosyal güvenlik ödevinin zorunlu sonucu olan inceleme ve araştırma görevini yeterince yerine getirmemiş, sigortalının durumunu zamanında araştırmamış ve bu ihmalinden dolayı aradan çok uzun bir süre geçtikten sonra, davacıyı fiilen çalıştığı halde 10.04.1979 tarihinde 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak kabul etmemiştir. Hiç kimse kendi kusurundan yararlanamayacağı gibi, kendi kusurlu davranışlarının sonuçlarından da bir başkasının (sigortalının) sorumlu tutulamayacağı genel hukuk kuralıdır. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun söz konusu kusurlu işlemi sonucu davacının yaşlılık aylığı bağlanma istemi reddedilmiş ve yaşlılık aylığı geciktirilerek, 01.10.2008 tarihinden itibaren bağlanmıştır. Sonuçta davacı, sigorta başlangıç tarihinin 10.04.1979 olduğunu kanıtlamıştır. Ne var ki, bu aradaki sürede davacı yaşlılık aylığından mahrum kalmıştır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davanın tümünün kabulü yerine yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.