Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/16351 E. 2011/495 K. 26.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16351
KARAR NO : 2011/495
KARAR TARİHİ : 26.01.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 7.10.1996- 3.2.2006 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava, davacının 25.09.1987-03.02.2006 tarihileri arasında davalı işyerinde geçen ve Kuruma bildirilemeyen eksik sürelerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Davanın yasal dayanağını oluşturan dava tarihindeki 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi ile halen 5510 sayılı Yasanın 86. maddesi olan bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacı adına davalı işyerinden 07.10.1996-27.03.2006 tarihleri arasında geçen çalışmalarının kısmi olarak bildirildiği, dönem bordrolarının getirtilmediği,18.04.2007 tarihli celsede işyeri kayıtlarının 4 klasör olarak dosyaya sunulduğu belirtilmiş ise de, bilirkişi raporunda işverenin çalışma ile ilgili ve işten çıkış ve girişle ilgili belgelerin ibraz edilmediğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Bir kısım tanıklar davalı şirketin fabrika işyerinde çalışan bazı işçilerin mevsimlik çalıştıklarını, davacının ise boşta kaldığı dönemlerde davalıların hayvan besi işyerlerinde de çalışmak sureti ile çalışmasının sürekli olduğun belirtseler de bu konu yeterince araştırılmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş, öncelikle davacının tespitini istediği ve eksik incelemeye konu olan 07.10.1996-27.03.2006 tarihleri arasındaki sürelere ilişkin, davacının çalışmasının geçtiği davalı işyeri veya işyerlerini belirleyip buralardan dönem bordrolarında işverenin kayıtlarına geçmiş bu dönemin tamamında sürekli çalışan bordro tanığı, bulunamadığında bu dönemler için iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken, işverenleri tarafından Kuruma sürekli çalıştığı bildirilen komşu işyerleri çalışanları veya işverenleri gibi kişilerin bilgilerine başvurmak, çalışma ile ilgili mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, davacının çalışmalarının nerede veya nerelerde ne şekilde geçtiği konusunda açık ve yeterli bilgileri almak ve tüm deliller toplandıktan sonra bir arada değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yetersiz tanık beyanları ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan …. Ltd.Şti.’ne iadesine, 26.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.