YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3008
KARAR NO : 2010/1821
KARAR TARİHİ : 23.02.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 19.7.2004-19.10.2005 tarihleri arası çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı davalı işverene ait işyerinde 19.07.2004-19.10.2005 tarihleri arasında geçen ve kuruma bildirilmeyen hizmet süresinin tesbitini talep etmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi olup bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.
Somut olaya gelince;her ne kadar yukarıda belirlenen yönteme uygun şekilde bordro tanığı dinlenmesi yoluna gidilmiş ise de mahkemece davacı tanığı olarak dinlenen bordro tanıklarının benzer başka dosyalarda davalı işverene karşı davalar açmış olmaları gerekçesiyle ifadelerine itibar edileyip, halen işyerinde çalıştığı anlaşılan davalı tanık ifadelerine itibar etmek suretiyle hüküm kurulması hatalı olmuştur. Hizmet tesbiti davalarının yukarıda açıklanan şekilde kamu düzenini ilgilendiren nitelikte davalar olması nedeni ile hakim, dönem bordrolarında isimleri geçen başkaca tanıklar ile komşu işverenlerin kayıtlara geçmiş aynı nitelikteki çalışanlarını da re’sen tespit edip dinlemek suretiyle uyuşmazlığı çözüme kavuşturup sonuca varmalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik incleme ve araştırma ile hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 23.02.2010 tarihli oturumda oybirliğiyle karar verildi.