Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/812 E. 2013/6718 K. 04.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/812
KARAR NO : 2013/6718
KARAR TARİHİ : 04.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının eşinin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi üzerine, davacıya SGK’nca gelir veya aylık bağlanıp bağlanmadığının sorulması, bağlanmış ise buna ilişkin dosyanın celbi için SGK’na müzekkere yazılması ve davanın SGK’na da ihbarı için davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmesine karşın eksikliğin tamamlanmadığı ve bu nedenle delillerin toplanamadığı, taraf teşkilinin de sağlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Anayasa’nın 141/son ve HMK’nın 30.maddesine göre davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir. Medeni usul hukukunun amacı yargı önüne gelen dava ve taleplerin hukuka uygun bir biçimde karara bağlanmasını sağlamak olduğundan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğü giren 6100 sayılı HMK’da yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini sağlamaya yönelik hükümler bulunmaktadır.
HMK’da yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini sağlamaya yönelik hükümlerin medeni usul hukukunun sağlıklı ve adil bir yargılama yapılması ve hüküm kurulması amacına uygun olarak yorumlanması gerekir. Aksine düşünce biçimin (şeklin) işin esasından (özünden) üstün tutulması sonucunu doğurur ki bu halde biçim, maddi hukukun tanıdığı hakkın elde edilmesinin önünde engel oluşturur. Biçim, maddi hakka uluşmaya yardımcı bir araç olmaktan çıkarılıp araç haline getirilmemelidir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğü giren 6100 sayılı HMK’da yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini sağlamaya yönelik hükümlerinin amaçlanın aksine yargılamanın uzun sürmesi ve gereksiz gider yapılmasına neden olacak biçimde uygulanmaması gerekir.
Bozma ilamında olay SGK’nca iş kazası olarak kabul edilmemiş ve gelir de bağlanmamış ise, dava SGK’nun da hak alanını ilgilendireceğinden bu taktirde, işveren ve SGK’na karşı dava açması için davacıya önel verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Somut olayda, mahkemenin, 15.12.2011 tarihli 2. ve 3. ara kararlarında, SGK’nun davaya dahil edilmesinden değil, davanın SGK’na ihbar edilmesinden söz edilmekle, verilen kesin mehil ihtarı usulsüzdür.
Mahkemenin yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar ile uyulmasına karar verilen bozma ilamında belirtilen hususlar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde usulsüz kesin süre nedeniyle davanın reddine karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.