Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/3629 E. 2010/3740 K. 05.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3629
KARAR NO : 2010/3740
KARAR TARİHİ : 05.04.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden … maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Davacı, davalıya ait işyerinde çalışmakta iken 07.06.2004 tarihinde geçirdiği zararlandırıcı olayın iş kazası olduğunu ileri sürerek maddi ve manevi zararlarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece ,davacının geçirdiği iş kazası sonunda %9.2 oranında iş göremezliğe uğradığından yazılı maddi ve manevi tazminat alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de varılan bu sonuç eksik incelemeye dayalı olduğundan doğru değildir.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.
5510 sayılı Yasa’nın 13. maddesinde İş kazasının 4 ncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 nci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir.
Öte yandan, 5510 sayılı Yasa’nın 18 nci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 ncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı bildirilmiştir.
Somut olayda 07.06.2004 tarihli iş kazası olduğu iddia olunan olayın Sosyal Güvenlik Kurumunca iş kazası sayılmadığı ancak mahkemece Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan rapor ile olay iş kazası sayılmamakta birlikte iş göremezlik oranının %9.2 oranında belirlendiği anlaşılmaktadır.Davanın niteliği gereğince öncelikle zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğince olup olmadığının tespiti ön sorun olup, İş kazasının tespiti ile ilgili ihtilaf Sosyal Güvenlik Kurumunun hak alanının doğrudan ilgilendirmekte olduğu halde, davada kurum taraf değildir.
Yapılacak iş; davacının geçirdiği, 07.06.2004 tarihli olayın Kurumca iş kazası sayılmadığı ancak belirlenen maluliyeti de %10’un altında kaldığı görülmekle davacıya Sosyal Güvenlik Kurumunu yöntemince davaya dahil etmesi için önel vermek,Kurumun davaya dahili sağlandıktan sonra da olayın iş kazası olup olmadığı yönünde taraf delillerini toplayıp oluşacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece.bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirmektedir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 05.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.