YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10655
KARAR NO : 2013/16754
KARAR TARİHİ : 23.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 01/11/2009 tarihinden itibaren maluliyet aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava; davacının maluliyet aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının malul hali ile sosyal güvenlik sistemine girdiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 01.12.1989-15.10.1994 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında 406 gün, 08.02.1995 tarihinden itibaren devam eden 1479 sayılı Yasa kapsamında hizmetinin olduğu, davacının 30.10.2009 tarihinde davalı Kurumdan maluliyet aylığı tahsis talebinde bulunduğu, davalı Kurum tarafından davacının … Askeri Hastanesi’nin 15.04.1992 tarihli raporu esas alınarak maluliyetinin sigortalı oluş tarihinden önce başladığı gerekçesi ile tahsis talebinin reddedildiği, davacının itirazı üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun 15.01.2010 tarihli raporunda davacının çalışma gücünün 2/3’ünü kaybetmediğinin bildirdiği, mahkemenin talebi üzerinde tekrar rapor tanzim eden Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun 27.07.2011 tarihli raporunda bu kez davacının çalışma gücünün 2/3 ünü kaybetmiş sayılacağından malul sayılmasına, maluliyet başlangıcının 18.02.2005 tarihli … Sultan 1.İzzettin Keykavus Hastahanesi’nin raporu olduğuna karar verildiği, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu’nun 28.12.2011 tarihli raporunda ise davacının; oliomiyelit sekeli parapleji ve kalp kapak replasmanı arızası sebebi ile beden çalışma gücünün en az 2/3 ünü kaybetmiş durumda malul sayılması gerektiğinin bildirildiği, ayrıca maluliyet başlangıç tarihinin de … Askeri Hastanesi’nin 15.04.1992 tarihli raporu olduğunun tespit edildiği, mahkemece Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporu arasında maluliyetin başlangıç tarihi konusundaki çelişki giderilmeden ve davacının sosyal güvenlik sistemine girdiği tarihin yanlış değerlendirilmesi sureti ile karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 25.maddesidir. 5510 sayılı Yasa’nın 25. maddesinde çalışma gücünün en az % 60’ını yitiren sigortalının malul sayılacağı bildirilmiştir. 5510 sayılı Yasa’nın 26. maddesinde ise malullük aylığından yararlanabilmek için; bu Kanun’un 25. maddesine göre malul sayılmak, en az on yıldan beri sigortalı bulunup, toplam olarak 1800 gün veya başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul olan sigortalılar için ise sigortalılık süresi aranmaksızın 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması zorunludur.
5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesi ise “Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usul ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir.
Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nca karara bağlanır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulu’nca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumu’nu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu’na giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Somut olayda; davacının sosyal güvenlik sistemine girdiği tarihin, ilk kez sigortalı olduğu 506 sayılı Yasa kapsamında çalışmaya başladığı tarih olan 01.12.1989 tarihi olmasına rağmen davacının maluliyetinin sigortalı olmadan önce başladığından hareketle davanın reddine karar verilmesi ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun 27.07.2011 tarihli raporunda; davacının 18.02.2005 tarihli rapor tarihinden itibaren çalışma gücünün 2/3’ünü kaybetdiğinin bildirdiği, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu’nun 28.12.2011 tarihli raporunda ise davacının maluliyet başlangıç tarihinin 15.04.1992 tarihli rapor olduğuna karar verildiği anlaşılmakla her iki rapor arasında maluliyet başlangıç tarihi konusundaki çelişki Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’dan alınacak rapor ile giderilmeden, davacının maluliyet aylığı koşullarını taşıyıp taşımadığı değerlendirilmeden hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’ndan davacının maluliyet oranı ve maluliyetinin başlangıç tarihi hakkında rapor almak, davacının sigorta başlangıç tarihinin 506 sayılı kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başladığı 01.12.1989 tarihi olduğunu göz önünde bulundurarak davacının maluliyet aylığı koşullarını taşıyıp taşımadığını değerlendirdikten sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ile … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 23/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.