YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/420
KARAR NO : 2010/770
KARAR TARİHİ : 28.01.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı,yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline,yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine,31.8.2005-1.1.2007 tarihleri arasında ödediği primlerin faiziyle iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava,davacının yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren ödenmesi gerektiğinin tespiti ,31.08.2005- 16.04.2007 tarihleri arasında ödenmesi gereken aylıkların hakkın doğum tarihinden itibaren en yüksek mevduat faiziyle tahsiline,davacının çalışmak zorunda bırakıldığı dönem için 31.08.2005-01.01.2007 tarihleri arasında ödediği primlerin en yüksek mevduat faiziyle birlikte davacıya iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç dosya içeriğine usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Davacıya, Ankara 1.İş Mahkemesinin 2005/1185 Esas ve 2006/346 Karar sayılı ilamı üzerine 01.03.2005 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı,davacının 31.08.2005 tarihinden 01.01.2007 tarihine kadar, sosyal güvenlik destek primini ödemeksizin çalıştığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, Sosyal Sigortalar Kurumundan yaşlılık aylığı almakta olan pasif sigortalının, aktif sigortalı olarak çalışmaya başlaması durumunda, kurumca bağlanan yaşlılık aylığının kesilip kesilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Sorunun çözümü yönünde, öncelikle, 506 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı alan sigortalıların yeniden çalışmaları durumunda uygulanacak 63. maddenin kapsam ve geçirdiği evrelerin belirlenmesinde yarar olacaktır. Gerçekten, 506 sayılı Yasa’nın 29.4.1986 günlü 3279 sayılı Yasa ile değiştirilen 63.madenin getirdiği düzenlemeden önce, Kurumdan yaşlılık aylığına hak kazanan ve aylık almakta olanların, aylıkları kesilmeden çalışmalarına imkan tanınmamaktaydı. Kısaca, Kurumdan yaşlılık aylığı alanlar ya aylıklarını veya çalışmayı tercih edecekler, iki durumu bir arada sürdüremeyeceklerdi. Ne varki, bu durum, T.C.Emekli Sandığı iştirakçileri ve … sigortalıları açısından,506 sayılı Yasa kapsamında bulunanlar aleyhine haksız bir uygulama ortaya çıkarmış, aynı durumda bulunan, T.C.Emekli Sandığı iştirakçisi ile … sigortalısı, hem yaşlılık aylıklarını alıp, hem de bu aylıklar kesilmeden çalışma imkanına sahipken 506 sayılı Yasa kapsamında olanlar bu imkandan yoksun kılınmışlardı. İşte yasa koyucu bu eşitsizliği gidermek amacıyla, yukarıda sözü edilen yasa değişikliğlini kabul etmiş ve 63. maddeyi yeniden düzenleyerek 506 sayılı Yasa’ya göre yaşlılık aylığı alanlara, aylıkları kesilmeden çalışma imkanı sağlamıştır. (TBMM 17. Dönem çalışmaları S.Sayısı 432. S.17).
Yeni düzenlemeye göre; yaşlılık aylığı alanların yeniden çalışmaya başlamak istemeleri durumunda, kendilerine alternatifli bir sistem getirilmiştir. Yaşlılık aylığı alan; bu sistemlerden birini tercih ederek çalışmasını sürdürebilecektir. Sözü edilen 63. maddenin (A) bendinde gösterilen birinci sistemde, yeniden çalışmaya başlayan sigortalı yaşlılık aylığını kestirecek ve normal sigortalı gibi çalışmasını sürdürecektir. Bu durumda kendisinden 78. maddede belirtilen kazançlar toplamından 73. maddeye göre prim kesilecek ve sonuçta sigortalı, çalışmasını sona erdirdiğinde, kesilen prim ve çalışma süresi gözönünde tutularak kendisine son durumuna göre yaşlılık aylığı bağlanabilecektir. Böylece sigortalı, kendisine önceden bağlanan yaşlılık aylığının gösterge ve oranını arttırma imkanına sahip kılınmış,önceden mümkün olmayan bir hakka kavuşmuştur. Sözü edilen maddenin (B) bendinde belirlenen ikinci durumda ise, yaşlılık aylığı almakta olan kişi yeniden çalışmaya başladığında; aylığını almaya devam edecek Sosyal Güvenlik Destek primi adı altında, %6’sı yaşlılık aylığı alandan %18’i işverenden alınmak koşuluyla toplam %24 oranında bir katkı payı ödeyecektir. Görüldüğü üzere; yaşlılık aylığı alan kişiye yasa bir tercih hakkı getirmiştir. Hangi sistemi, tercih edeceğini aylık sahibi kendisi belirleyecek ve durumunu ortaya koyacaktır. Kişi, açıkça iradesini ortaya koymadan aylığı kesilmeyecektir. Esasen yasal koşulların gerçekleşmesi sonucu yaşlılık sigortası kolundan aylığa hak kazanan kişinin aylığını keserek ortada bırakmak hem Sosyal Güvenlik ilkesine hem de onun alt yapısını oluşturan Sosyal Sigorta sistemine aykırı olur ve kişiye sağlanan yasal imkanını da işlemez hale getirir.
Somut olayda, davacıya yaşlılık aylığı mahkeme kararı üzerine geriye dönük olarak bağlanmış,çalışmaya başladığı tarih itibariyle de kesilmiştir.Davacı çalışmaya başladığı tarihte henüz yaşlılık aylığı bağlanmadığı için yaşlılık aylığının kesilmesi yönünden kuruma yazılı başvuruda da bulunmamıştır. Yaşlılık aylığı alması gereken 31.08.2005-01.01.2007 tarihleri arası dönemde sigortalı bir işte çalışmış ve bu çalışması karşılığı prim tahakkuk ettirilmiştir. Davacı %24 oranında sosyal güvenlik destek primi ödeyeceği yerde bu miktarın çok üzerinde 73. maddeye göre prim ödemiştir.Hal böyle olunca çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince davacının sosyal güvenlik destek primine tabi çalıştığının kabul edilmesi gerektiğinden Kurumun davacının yaşlılık aylığı almakta iken sigortalı çalışmaya başladığı gerekçesiyle yaşlılık aylıklarını kesmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş;davacının yaşlılık aylığı alması gereken 31.08.2005-01.01.2007 tarihleri arasındaki dönemde sosyal güvenlik destek primine tabi çalıştığını kabul ederek yaşlılık aylığını ödemeye devam etmek,davacının tüm sigorta kollarına tabi olarak ödediği primlerden sosyal güvenlik destek primine tabi olarak ödenmesi gereken primler düşülerek kalan primlerden sigortalıya düşen kısmının davacıya iadesine karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 28.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.