Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/1264 E. 2011/3190 K. 07.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1264
KARAR NO : 2011/3190
KARAR TARİHİ : 07.04.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Uyuşmazlık, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe maruz kalan işçinin uğramış olduğu maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının geçirdiği iş kazası nedeniyle kararda yazılı maddi ve manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Gerçekten, bir iş kazası sonucu zarara uğrayan işçinin tazminat davası, işveren veya kusurlu üçüncü kişilere karşı yöneltilir. Bundan başka, aracı olarak nitelendirilen kişilerce işe alınan işçilerin uğrayacakları zarardan dolayı asıl işverenin aracı ile birlikte sorumlu olacağı, olay tarihinde yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasa’nın 1. maddesi gereğidir.
Somut olayda çözümlenmesi gerekli sorun, davalı S.S. … Sitesi Konut Yapı Kooperatifi ile diğer davalı … İnş. Tur. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. arasındaki hukuki ilişkinin işveren-aracı veya üst-alt işveren biçiminde olup olmadığıdır. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 1475 sayılı İş Kanunu’nun 1/son ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 87/2. maddesindeki açıklamalar ışığında aracıdan (taşerondan) söz edebilmek için öncelikle üst işveren ve bunun tarafından ortaya konulan bir iş olmalı ve görülmekte olan bu işin bölüm ve eklentilerden bir iş alt işverene devredilmelidir. Buna karşın bir işin bütünüyle bir işverene devri durumunda veya anahtar teslimi denilen biçimde işin verilmesi durumunda artık üst-alt işveren ilişkisi söz konusu olamaz.
Davalılar S.S. … Sitesi Konut Yapı Kooperatifi ile … İnş. Tur. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. arasında 05.09.1997 tarihinde imzalanan sözleşmenin “işin mevzuu” başlıklı 1. maddesinde, “… Pafta …, parsel 5903 arazisi üzerinde mevcut imar durumuna göre inşaat edilecek konut inşaatlarıdır.”; “inşaatların bitirilme müddeti” başlıklı 4. maddesinde ise, “bahse konu inşaatların 3. maddesindeki başlangıç tarihinden 36 ay hitamında anahtar teslimi kooperatif yetkililerine teslim edilecektir…” denilmektedir. Davalılardan … İnş. Tur. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nin taşeronu olan dava dışı … Ahşap Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. işçilerinden davacı, 10.09.2001 tarihinde, montaj işinde çalıştığı sırada, vida eksiği olduğunu fark etmiş ve eksik vidaları almak üzere depoya bisikletiyle gitmiş ve vidaları alıp geri dönerken … plakalı araç ile çarpışarak, yaralanmış ve %35 malul kalmıştır.
Somut olayda, davalılardan S.S. … Sitesi Konut Yapı Kooperatifi işini tamamen davalılardan … İnş. Tur. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne devrettiği, böylece işin anahtar teslimi suretiyle devrinin söz konusu olduğu ortaya çıktığından aralarındaki hukuki ilişki işveren-aracı olarak nitelendirilemez. İşin bir bölümü yerine, tümüyle devrolunduğu durumda işi devreden kişinin işverenlik sıfatı ortadan kalkacağından sorumluluğuna gidilemez. Bu durumda, davalılardan S.S. … Sitesi Konut Yapı Kooperatifi’ni üst işveren kabul ederek, %15 kusuru izafe eden 21.01.2009 tarihli kusur raporunun hükme esas alınması usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan, zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının, maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, 15.05.2009 tarihli hesap bilirkişisi raporunda, davacı tanıklarının beyan ettiği ücrete göre yapılan maddi tazminat hesabı mahkemece hükme esas alınmıştır. Davacı dava dilekçesinde, kaza tarihindeki ücretinin aylık net 450,00.-TL olduğunu iddia etmiştir. Dosyaya ücret bordroları ibraz edilmemiş, mahkemece dinlenen davacı tanıkları, davacının kaza tarihindeki son ücretinin aylık net 450,00.-TL olduğunu beyan etmişlerdir. Kaza tarihinde 23 yaşında olan ve montajcı olarak çalışmakta olan davacının, olay tarihi olan 10.09.2001 tarihinde aylık net 450,00.-TL ücret ile yani asgari ücretin 3,68 katı ücret ile çalışması hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşmeyeceği ortadadır.
Mahkemece yapılacak iş, davalılardan S.S. … Sitesi Konut Yapı Kooperatifi’nin üst işveren olmadığından sorumluluğuna gidilemeyeceği hususu da dikkate alınmak suretiyle, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman üç kişilik bilirkişi heyetine konuyu yeniden İş Kanunu’nun 77. maddesi ve işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddeleri çerçevesinde inceletmek, alınan raporu, dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirmek, ayrıca davacının yaşı, eğitim durumu, mesleki kıdemi ve yaptığı iş belirtilerek ilgili meslek odasından olay tarihinden müzekkerenin yazıldığı tarihe kadar emsal işçinin alabileceği aylık net ücreti her yıl için ayrı ayrı sormak, ilgili meslek kuruluşu tarafından bildirilen ücret esas alınarak maddi tazminatı yeniden hesaplamak, Kurum tarafından hüküm tarihine en yakın tarihe göre hesaplanan peşin sermaye değerini zarardan indirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Kabule göre de, mahkemece hükme esas alınan 21.01.2009 tarihli kusur raporunda, davacıya%20, davalılara toplam %45 ve dava dışı … plakalı araç sürücüsü …’ya %35 oranında kusur izafe edildiği anlaşılmaktadır.
Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 50., 51., 142. maddelerine göre zarara uğrayan kişi, zararının kendi kusuruna isabet eden kısmı dışındaki bölümünün tamamını müteselsil sorumlulardan hepsini hasım gösterip isteyebileceği gibi yalnızca birisi aleyhine açacağı dava ile de ondan talep edebilir. Anılan Yasa’nın 141. maddesi gereğince teselsül ister yasadan, ister sözleşmeden doğsun, bu kuraldan yararlanmak için, zarara uğrayanın daha geniş bir deyimle alacaklının talebi yeterlidir.
Somut olayda, dava dilekçesinin ve ıslah dilekçesinin tetkikinden davacının müteselsil sorumluluk ilkesine dayanarak talepte bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece bu yön göz ardı edilerek davacının 15.05.2009 tarihli hesap raporu ile belirlenen gerçek zararından davalıların %45 kusuruna isabet eden zarar bulunarak sonucuna göre karar verilmesi, dolayısıyla dava dışı … plakalı araç sürücüsü …’nın %35 kusur oranının maddi tazminat hesabında davacı lehine dikkate alınmaması da isabetsizdir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 07.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.