Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/295 E. 2011/2298 K. 17.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/295
KARAR NO : 2011/2298
KARAR TARİHİ : 17.03.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,davalılardan işverene ait işyerinde 28.8.1999-29.1.2004 tarihleri arasında geçen ve Kuruma eksik bildirilen çalışmalarının tesbitiyle işçilik alacaklarının tahsiline verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacının 28.08.1999-29.01.2004 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak kesintisiz çalıştığının tespiti ile bir kısım işçilik alacaklarının davalı işveren tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma kararına uyulmasına karar verilerek davacının 28.08.1999-29.01.2004 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde asgari ücret ile kesintisiz olarak çalıştığının tespitine ve bir kısım işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde, bozma kararı gerekleri yerine getirilmemiştir. 9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozma kararına uyan Mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır.Uyulmasına karar verilen bozma kararında,12.01.2000,07.12.2000 ve 16.04.2003 tarihli işe giriş bildirgeleri ile hizmet cetvelinden ve dosya içinde bulunan 07.09.2000 ve 05.09.2001 tarihli durum tespit tutanaklarından davacının işyerinde sürekli çalışmadığı,işyerinde ücretsiz izin kullandırıldığı, tutanaklarda davacının adının çalışanlar arasında bulunmadığı,izinli olan işçiler arasında da davacının olup olmadığının belli olmadığının anlaşıldığı,506 sayılı Yasa’nın 130.maddesi gereğince bu maddenin uygulamasında teftiş, kontrol ve denetleme yetkisine sahip olanlar tarafından düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar muteber olduğu, yukarıda sözü edilen belgeler ve dosya kapsamına göre davacının ücretsiz izinli olduğu süreleri belirleyip dışlamak suretiyle hizmet tespitine karar verilmesi ve tespit edilen hizmet süresine göre tazminat ve işçilik alacaklarının karar altına alınması gerektiği belirtildiği halde mahkemece davacının kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş,mahkemece uyulmasına karar verilen önceki bozma kararının gereklerini yerine getirmek, davacının ücretsiz izinli olduğu süreleri belirlemek, çalıştığı süreyi kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit etmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Kabule göre de, davalı Kurum işçilik alacaklarından sorumlu olmadığından sadece hizmet tespiti yönünden Kurumun maktu avukatlık ücretinden sorumlu tutulması gerekirken işçilik alacakları üzerinden hesap edilen nispi avukatlık ücretindende sorumlu tutulmuş olması hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.