Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/4876 E. 2011/5182 K. 06.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4876
KARAR NO : 2011/5182
KARAR TARİHİ : 06.06.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 26.5.1991-26.7.2004 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı davalı işyerinde 26.5.1991-26.7.2004 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbitini istemiştir
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının davalı işyerinde 1.10.1992-22.2.2000, 1.5.2001-13.6.2002 ve 2.11.2002-26.7.2004 tarihleri arasında çalıştığının tesbitine karar verilmiştir.
Gerçekten; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının hizmet cetveline göre 22.2.2000-1.5.2001 ve 13.6.2002-2.11.2002 tarihleri arasındaki çalışmalarının Kuruma bildirildiği, davalı şirket işyerinin 1.10.1992 tarihinde yasa kapsamına alındığı ve tarihi eserlerin restorasyon işlerini yürüttüğü,, davalı işyerinin Bakırköy Şantiyesinde yapılan 26.7.2002 tarihli denetimde davacının adına rastlanmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda dinlenen davacı tanıklarının mevcut dönem bordrolarında adları bulunmadığı halde beyanlarına hükme esas alınması isabetsiz olmuştur
Yapılacak iş davalı şirketin bir çok restorasyon ve inşaat işleri yürüttüğü dikkate alındığında davacıya hangi tarihlerde hangi işyerlerinde çalıştığı açıklattırılarak, bu işyerlerinin dönem bordrolarıyla işyeri tescil dosyaları, ücret tediye belgeleri getirtilerek, dönem bordrolarında uyuşmazlık döneminde çalışmaları kayda geçirilen tanıkların beyanlarına başvurularak tüm deliller birlikte değerlendirilerek çalışma olgusu hakkında bir karar vermek gerekir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı … İnş.Tic.San.Ltd.Şti.’ne iadesine, 6.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi