Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/11645 E. 2013/16781 K. 23.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11645
KARAR NO : 2013/16781
KARAR TARİHİ : 23.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacılar ile davalılardan …, … Nak T A Ş vekillerince duruşmasız, … Koltuk Kanepe Yatak vs. Ltd Şti. Vekilincede duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine göre temyiz eden davacılar ile davalılardan …, … Nak T A Ş ve … Koltuk Kanepe Yatak vs. Ltd Şti. vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 22.07.2008 tarihinde geçirdiği iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, sigorta şirketleri aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davalarının reddine davacı anne Emine için 9,27 TL maddi tazminatın davalılar …,… Ltd.Şti,… ve … Nakliyat A.Ş’den müteselsilen tahsiline,davacı anne ve baba için 40.000,00’erTL kardeş için ise 20.000,00TL manevi tazminatın yine davalılar …,… Ltd.Şti,… ve … Nakliyat A.Ş’den müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları,tarafların sosyal ve ekonomik durumları,paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu,olayın ağırlığı, sigortalının yaşı,sigortalıda oluşan maluliyetin oranı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması gerekir.Hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez ve yine 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulacaktır.
Bu açıklamalardan olarak somut olayda, davacı kardeş için hükmedilen 20.000,00TL manevi tazminatın fazla olduğu ortadadır.
Bunun yanında davalı … şirketleri aleyhine açılmış manevi tazminat davası bulunmamasına rağmen bu şirket vekilleri lehine manevi tazminatların reddine karar verilen kısmı üzerenden vekalet ücreti takdiri de doğru olmamıştır. Zira davacılar vekili dava dilekçisinde “sigorta şirketleri bakımından poliçe kapsam ve limiti dahilinde olmak üzere tahsil istemiş, sigorta şirketlerinin police kapsamı içinde ise manevi tazminat sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmıştır.Bu kapsamda davalı … şirketleri aleyhine açılmış bir davadan bahsetmek mümkün değlidir.
Yine mahkemenin kabul şekli bakımından davacıların vefat eden yakınları için talep ettikleri manevi tazminat miktarları davacı anne ve baba için 50.000,00’erTL,davacı kardeş için ise 25.000,00TL olmasına rağmen anne ve baba için 100.000,00’erTL,davacı kardeş için ise 50.000,00TL uzerinden red vekalet ücretinin kararlaştırılması da hatalı olmuştur.Zira davacılar maddi ve manevi zararlarının tazmini noktasında ilk olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmışlar,Asliye Hukuk Mahkemesi aynı kazada yaşamını yitiren … bakımından …’ın davalı … Ltd.Şti’nin çalışanı olup yargılama yapma görevinin İş Mahkemeleri olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı vermiş olup işbu dosya bu yönüyle Asliye Hukuk Mahkemesinden görevsizlik ile tefrik edilmiştir.Davacıların aynı olayda vefat eden yakınları … ve … için Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davada talep ettikleri toptam manevi tazminat miktarları ise anne ve baba için 100.000,00’erTL,kardeş için ise 50.000,00TL’dir.Davacılar vefat eden yakınları için toplamda bu miktarları talep ederken hangi yakını için ne kadar istediklerini ayrıca açıklamadığna göre miktarların eşit istendiğini kabul etmek gerekir.Bu noktada Mahkemece hatalı değerlendirme yapılarak işbu dava kapsamında davacı anne ve babanın manevi tazminat izteminin 50.000,00’erTL kardeşin ise 25.000,00TL kabul edilerek manevi tazminat davaları bakımından red vekalet ücretinin davacılar aleyhine fazla kararlaştırılması da bu yönüyle doğru olmamıştır.

O halde, temyiz eden vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine
23.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.