Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/578 E. 2011/1458 K. 22.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/578
KARAR NO : 2011/1458
KARAR TARİHİ : 22.02.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının iş kazası sonucu cismani zarara uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kısmen kablüne karar verilmiştir.
Davacının iş kazası sonucu % 15,2 oranında malul olduğu olayda davalının ve dava dışı araç sürücüsünün toplam % 100 oranında kusurlu olduğu, davacıya herhangi bir kusur atfedilmediği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77. maddesinin açık buyruğudur.
Oysa hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; İş Kanununun 73. ve İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin 2. maddesine göre davalı Güncanlar Piliç’in ve dava dışı araç sürücüsünün olayda toplam % 100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Davalı Güncanlar Piliç’in olayda esas kusurlu olduğu sabit olmakla birlikte, davacının da olay günü tuvalet ihtiyacını gidermek amacıyla kesimhaneden tuvaletin bulunduğu bölüme giderken dikkatsiz ve tedbirsiz davranmak suretiyle bir miktar kusurunun olacağı düşünülmeden olaya uygun düşmeyen ve eksik bir şekilde düzenlenen kusur raporuna itibar edilmesi hatalıdır. Hal böyle olunca, kusur raporunun, İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları içermediği giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
Öte yandan; Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına manevi tazminatın fazla olarak hükmedilmesi de kabul şekli bakımından isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilere konuyu yeniden yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek, mahkemenin hükme esas aldığı kusur raporunda sorumluluğu kabul edilen işverenin ve varsa davacıya izafe edilebilecek kusur oranını tespit ettirmek suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 22.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.